Kemik sızısı Şiiri - Suleyman Zorman

Suleyman Zorman
95

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Kemik sızısı

İçimde bir ray tıkırtısı, her gidişle biraz daha derinden,
Her veda, kabuk bağlamış bir yaranın tırnakla sökülmesi gibi...
Nâzım gibi diyorum;
"Henüz vakit varken" diyemeden,
Kapı eşiklerinde kalmış o yarım ağızla gülümsemeler,
Gözbebeklerimize sinmiş o gurbet karası.
Ah be canım,
Bu kaçıncı veda, kaçıncı boğazda düğümlenen hıçkırık?
​Önce ellerim üşüyor, fark etmiyor musun?
Parmak uçlarımdan başlıyor o buzdan ağrı,
Tıpkı Ahmed Arif’in karlar altında kalmış,
Tütün kokulu, haysiyetli yalnızlığı gibi...
"Terk etmedi sevdan" diyor ya hani,
Doğrudur, terk etmiyor,
Ama her gidiş bir parça daha et koparıyor canımdan,
Biraz daha eksiliyor soframdaki ekmek,
Biraz daha soğuyor yastığımdaki o tanıdık koku.
​Şurama bir yumru oturdu,
Hani şu, yutkununca geçmeyen, sustukça büyüyen...
Sanki her yeni gidiş, bir önceki gidişin intikamı,
Sanki dünya bir gurbet durağı,
Ve biz, hep en son vagonun en puslu camıyız.
Ağlamak da yetmiyor artık,
Gözyaşı dediğin nedir ki?
İçerde bir yerlerde, kemiklerin birbiriyle vuruştuğu o sızı var ya,
İşte o, her "elveda"da yeniden doğan bir yetimlik.
​Biz ki, memleketi sevmekle, insanı beklemekle yaralıyız,
Biz ki, her gidenin arkasından bir parça kendimizi de göndeririz.
Söyle, bu kaçıncı yarım kalış?
Hangi istasyonda bıraktık ruhumuzun o en sağır neşesini?
Gitme demek yetmiyor,
Zira gidişler, alnımızın en derin çizgisiymiş bizim.
Sessizce, kanayarak,
Ve her seferinde biraz daha ölüp, biraz daha kalmak için...

Suleyman Zorman
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 15:44:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!