Şu dünyada, ömür denen nedir ki
İyiyle kötünün, sürecinde geçerli
Vakit tamam olup yolcu yola giderken
Arkansıra herkes bir şey diyor ki
Senin beden, sana şahit olacak
Ettigin iyilikler, senin için geçerli
Körük harladıkça kızıl alevi
Çeliği eritip boyun eğdirdi
Ermişi ereni ağası beyi
Kalp gözü görmeyen, boyun eğdirir
Sapandan fırlayan taşla vurulan
Budak Özü
*
Budak özü özden akıp giderken
Yıllar oldu gelir diye bekledim
Yüzüm gülmez ömür benden giderken
Bir gün olur gelir diye bekledim
Bu gün bayram dedik gülelim derken
Güldürmedi gine gavurun dölü
El ele verip eğlenelim derken
Zehir etti gine gavurun dölü
Bir araya geldik kıldık namazı
Bu gün bayram uzatalım elleri
Gönülden gönüle her gün akalım
Gülsün yüzler, ötsün tatlı dilleri
Hak emrince gelin bayram yapalım
Kırgınlığı küskünlüğü bırakıp
Daraldıkça yüreğim, gülmez oldu şu yüzüm
Vardığım tüm kapılar, birer birer kapandı
Boğazıma takıldı, ağzımdaki tüm sözüm
Derdime derman olan, bulamadım bir dayı
Eğrilmiş demirleri, dümdüz edip güldüren
Yarının derdiyle, yandım tutuştum
Hırsıma kapıldım, hayal kuramam
Çaldım, çırptım, her gün aklımı yedim
Servetim ganimet, huzur bulamam
*
Dertsiz gelip, dünya derdiyle doldum
Şu bülbülün çırpınışı
Gözyaşları bir gül için
Kan kırmızı akan yaşı
Yürek yakan aşkı için
Yaban gülü dağ başında
Bizim köyün bağlara tilki gelip dadanmış
Tadına doyulmayan güzellere bakarmış
O dillerin şerbeti dudağından akarmış
Koşup gel de güzelim buluşalım bağlarda
Üzümler asmalarda salkım saçak dururken
Bulutlar toplanmış yar'in üstüne
Gölgelik eylemiş yürek yanmasın
Nazara gelerek gülen yüzüne
Ay cemale zarar verip yakmasın
Sen ışık ol bense dönsem çevrende




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!