Ey nefs... Söyle! Allah’tan yüce varlık var mıdır?
Kudretiyle cihânı kuşatan... O Rabb'mıdır?
O’dur mülkün Sahibi... Her şeye Hükümdar O.
İlmi her şeyi tutmuş... Ezelî pâyidar O.
Her şey O’nun ilmindedir... O’ndan gayrı âlim yok.
Buna şüphe edersen... Sana selâmet yok!
Kimi seversen şayet... Kıymetin orda bilinsin.
Dildeki söz beyhude... Hüküm gönülden verilsin.
Gönül dediğin nedir... Sence ey gafil nefsim?
Aklım mı... Hevesim mi... Yoksa şu fâni cismim?
Allah’ı emrince mi... Aklınca mı seversin?
Yoksa nefsinle sevip... He-vâ-ya mı düşersin?
İnsan kendini böyle kandırır mı dünyada?
En büyük yalan mıdır... Daldığın o boş hülya?
Sen bir yalancısın bil... Hem de en büyükleri!
Aldatırsın dâima... Şu bi-çâre gönülleri.
Allah rahmetini keserse... Halin ne olur hani?
Beni Rabbimden edip... Uçuruma itersin.
Ebedî ayrılığa... Sen beni mahkum edersin.
O kimseye zulmetmez... Hardal tanesi kadar.
Sen azabı bulduysan... Ettiğin zulüm kadar.
Demek O’nu sevmedin... O’ndan hiç korkmadın sen.
O’nu görme arzusuyla... Yanıp tutuşmadın sen.
Dost ve veli bilmedin... O Yüce Yaratıcı’yı.
Kel-lâ! Yalancısın sen... Tatacaksın acıyı!
Zâlim kime denilir... Bilir misin ey nâdan?
Hakkı teslim etmemek... Hakk’a büyük isyan.
O seni bir Alak’tan... Özene bezene yaptı.
Rengini... Milletini... Cismini O yarattı.
Sen ise yüz çevirdin... Nankörlük ettin O’na.
Kel-lâ! Zâlimsin işte... Geldin yolun sonuna.
O Sakar Cehennemi... Sana vaâddir elbet.
Zevk ü sefa sürmeyi... Sandın mı ilelebet?
Hayvan gibi yaşamak... Yemek için mi geldin?
Şehvetin ayağına... İzzetini serdin.
Oysa O ilgilendi... Şefkatle nazar etti.
Hakkı olan saygıyı... Sevgiyi talep etti.
Dedi ki: "Bana güven sen... Rızamı eyle gaye.
Sana Cennet hazırladım... Sonsuz... Yüce bir paye."
Sen ise yüz çevirdin o vaadi ilahiden.
Gaflet ile vazgeçtin o rızayı bâkiden.
"Bizden yüz dönene... Biz de döneriz" buyrulur.
Sonsuz bir yüz çeviriş... Sana dokunsa eğer...
Yok olmayı dilersin... Lakin canın çok çeker!
Kendine gel ey nefsim... Uyan artık rüyadan.
Seni O’ndan ayıran... Şu yalancı dünyadan.
Sabret biraz ey nefsim... Ölüm buluşma anıdır.
İmtihanın bitişi... Hakk’a varış ânıdır.
Kavuşacaksın elbet... O Rahîm olan rahmete.
Erişeceksin bir gün... Rızâyı ilahiye.
Sabret ey nefsim sabret... Mükâfatın büyüktür.
Cennet’te O’nu görmek... Lezzetlerin köküdür!
İstemem tâc u tahtı... Vuslatın bana yeter.
Cemâlini gören kul... Ölümü bayram eder!
Kayıt Tarihi : 6.1.2026 13:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Gecenin en koyu, dünyanın ise en gürültülü olduğu bir demde; aynadaki aksime değil, kalbimdeki o derin boşluğa baktım. Nefsimin bana fısıldadığı 'Daha vaktin var', 'Dünya güzeldir' yalanlarına karşı, ruhumun derinliklerinden Kur'anî bir itiraz yükseldi: 'Kella!' (Hayır, asla!). Bu şiir; geçici heveslerin peşinde sürüklenen bir nefsin, Rabbine dönmesi için yapılan sert bir uyarının ve aciz bir kulun 'Vuslat' arzusunun kağıda dökülmüş halidir. Nefis konuşurken susanlardan değil, nefsi susturup Hakk'ı konuşanlardan olmak duasıyla..."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!