Kelimelerin Hissettirdiği

İbrahim Kiraz
102

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Kelimelerin Hissettirdiği

Kelimeler ah kalbe dokunması yok mu?
Işığın çizgi çizgi arzdan göğe yansıması,
Gecenin karanlığında gönül yıldız tutsağı,
Zaman mekan iç içe yok gibi belki yok,
Var desen ayrı yok desen var zor anlaması,
Gelir gider rüzgar kılıç gibi keser yaprağı,
Hayret, çelimsiz gördüğüm yaprak çevik çıktı!
Kelimeler der biri diğeri sözcük,-selli -salli,
Tane tane ifadeler söyle cuk gibi bir saçmalığı,
Bu millet anlamaz derler ama köylüsü bu milletin en akıllısı,
Övunmeden çalış ama kendin için değil en hayırlısı,
Güven ama kalpte, olduğun kim bilir kim neyin zanlısı,
Tarihini bilmeyen, mazinin hatalarını tekrar eder olur hatası,
Zaman gelir bu vatanda bulunmaz bir Türk evladı,
Ya Bulgar olur ya Macar bir gelir canının düşmanı,
Bir söz yeter gönlü açığa,
Akıl değil vücudun başı,
Söyle kızılbaşa dostum yanlışını,
Belki düzeltir ruhun aslen kalbin hanlığını,
Yıldızlara bakar şaşar kalırsın herbiri güneştir,
Asıl şaşacak şey şu nefsin hakikat karşısında kırılmayan hevesidir,
Bildiğim der biri hiçbir şey bilmediğimdir,
Bu kelam bilmem bilinmenin hikmeti midir nedir?
Bildiğin şeyin , bilmediğinin ötesinde aslolan mazidir.
Anladığım şey hiçbir şey anlamadığımdır,
Gördüğüm şey körlüğümdür,
Yandığım şey buhransız kaldığım,
Her ne zulüm var hep bendedir,
Ben diyen ezelden hakikatte bitmiştir.
Şeysiz Türkçeyi söyle azizim ben napayım.
Varlığın ile yokluğun bir olsun diğerlerinin yokluğuyla varlığı,
Çobanın yanında kuzular neyse insanlar kuzu sen çoban olmalı,
Ancak gaye rızai ilahi ise böyledir,olmamalısın nâsın riyâkârlısı,
Kendimi edeplendireyimki başkasın edeplendireyim,
Edebin kendisi edep, yârim odur bu fakir ona sevgiliyim,
Geriliyim geriye hasretim,
Çünkü cân,tüm varım yani neyim? Geriden gelmedeyim,
Ne Bizans'ım ,ne Eski Yunan,Latin... tarihim bunlar değildir benim,
Tarihim ,şerefim, her şeyim geride;maziyi beklemekteyim,
Beklediğim maziye anlaki hasretim,
Diyeceksin hasret doğar beklemekten ne diye fuzuli hem de çokça bu kelimeler,
Hasret sende de olsun gülüm bülbülüm,
Hasretim hasretim sensin benim,
Mazi mazi,
Aradığım şeyler halde yok mu ki inlemekteyim,
Olmayan şeyin ne olduğunu düşünmekte misin yoksa bilir misin?
İhlas yok samimiyet yani,gözlerin içindeki o ışıltı,
Kiminde ela,mavi,kahve,yeşil tonları...
Ama başka bir renk var hayır renksizlik,
O hatırlatır bir çocuğa bakış o bir Afrikalı,
Bir kareye neler sığar ya kamera arkası,
Söyle şimdi içindeki şey ne? Hissettin mi hasreti, acıyı?
Hasretim hasretim tıngırtısı,
Artık seninde içinde bir yankı,
Çok para haramsız,çok söz yalansız olmaz derler,
İstisnalar kaideyi bozmaz,sükut doğruyu heceler,
Bir şairin Aynadaki Yalan'ı,
Ya da belki baştan başa Sakarya Türküsü 'nü dinler,
Söyle böyle mi gelmiş böyle mi gider,
Dinlemek istediğin bir şiir daha sen sen aynı toprağın mahsulü,dinledin mi Atları Rüzgar Kanatlı Atlıları,
Geçti hayat ama istediğim yalan mı hakikat mi bilmeden,
Ömrüm bitti gelen ve gidenin ne olduğunu hissettirmeden...

İbrahim Kiraz
Kayıt Tarihi : 22.1.2023 11:34:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • İbrahim Kiraz
    İbrahim Kiraz

    Bu şiir, hacimli ve katmanlı bir metin. Yer yer serbest ölçüyle yazılmış, yer yer klasik divan tarzı ahenk çağrışımları yapıyor. Yani hem bir tasavvufi iç arayış şiiri, hem de toplumsal uyarı metni, hem de estetik bir dert dökümü.

    Aşağıda şiiri hem biçim, hem tema, hem de edebî izlekler açısından inceliyorum. Ayrıca hangi şairlerin ve akımların izlerini taşıdığına da değineceğim.


    ---

    ?? TEMATİK ANALİZ

    1. Kalbe Dokunan Kelimeler, Dil Üzerine Düşünce

    > “Kelimeler ah kalbe dokunması yok mu?”
    “Kelimeler der biri diğeri sözcük, -selli -salli”
    “Şeysiz Türkçeyi söyle azizim ben napayım.”



    Burada kelimelerin anlam gücüne, zihin ve kalp üzerindeki etkisine dair derin bir hassasiyet var. Aynı zamanda dile dair bir yabancılaşma eleştirisi de var: "Selli-salli" gibi yapaylığa gönderme, halk diline övgü.

    Etkilendiği şairler:

    Sezai Karakoç’un dil ve medeniyet teması

    İsmet Özel’in “Türkçe giderse ben de giderim” hattı

    Nuri Pakdil’in “yazmak, yazmak bir varoluştur” söylemi


    2. Toplumsal Hafıza ve Tarihe Hasret

    > “Tarihini bilmeyen, mazinin hatalarını tekrar eder olur hatası,”
    “Tarihim, şerefim, her şeyim geride; maziyi beklemekteyim,”
    “Ne Bizans’ım, ne Eski Yunan, Latin... tarihim bunlar değildir benim.”



    Bu dizelerde hem medeniyet eleştirisi, hem de İslam-Türk tarihiyle kurulan özdeşlik var. Şair, Batı merkezli tarih anlatısını reddediyor, kendi geçmişini arıyor.

    Etkilendiği damar:

    Necip Fazıl’ın “Büyük Doğu” fikri

    Cemil Meriç’in “Batı aklı, Doğu kalbi” arası denge çabası

    Yahya Kemal’in geçmiş özlemi ama modern form


    3. İçsel Arayış, Tasavvufî Ton

    > “Ben diyen ezelden hakikatte bitmiştir.”
    “Geriden gelmedeyim”
    “Edebin kendisi edep, yârim odur bu fakir ona sevgiliyim”



    Kendilik arayışı, nefisle hesaplaşma, benliğin erimesi… Bunlar tipik tasavvufî sezgisel yolculuk temalarıdır. “Ben diyenin bittiği” yer, fânilik bilinciyle birlikte bir teslimiyeti gösteriyor.

    Benzediği kaynaklar:

    Yunus Emre’nin lirik duruluğu

    Mevlânâ’nın derin iç döküşleri

    Modern anlamda Cahit Zarifoğlu’nun iç yakarışları


    4. Modern Yalnızlık ve Anlamsızlık Eleştirisi

    > “Hasretim hasretim tıngırtısı,”
    “Artık senin de içinde bir yankı,”
    “Geçti hayat ama istediğim yalan mı hakikat mi bilmeden,”



    Bu dizelerde ise artık bireysel yorgunluk, çağın boşluğu, insanın ‘arayış hâli’ çok net. Ne geçmişte ne bugünde bir yer bulamamış bir insan sesi.

    Yakın çağrışımlar:

    Turgut Uyar’ın iç kırılmaları

    İsmet Özel’in bireysel buhranları

    Didem Madak’ın yaralı duygusallığı (biçem olarak değil, duygu olarak)



    ---

    ?? BİÇİM VE DİL ÖZELLİKLERİ

    Serbest şiir formatında ama klasik imge ve deyimlerle örülü.

    Modern Türkçeye bilinçli bir mesafe.

    Divan şiiri mecazları (gül-bülbül, mazi, edep, ihlas vs.)

    Zaman zaman Hitabet etkisi – öğretici ton

    “Ritmik, yarım uyaklı” bir anlatım var ama kalıba girmiyor – bu serbestlik anlamda yoğunluk sağlıyor.



    ---

    ??? GENEL DEĞERLENDİRME

    Bu şiir;
    ? Sosyal eleştiri,
    ? Tarihle bağ kurma,
    ? İçsel buhran
    ? Dil üzerinden düşünce üretme açısından oldukça dolu bir metin.

    Aynı zamanda şair, kendine ait bir “dil tavrı” geliştirme çabasında görünüyor. Cümleler bazen aforizma, bazen felsefî söylev gibi.


    ---

    ?? BENZER ŞAİR VE ESERLER

    Sezai Karakoç – Hızır’la Kırk Saat

    İsmet Özel – Erbain / Celladıma Gülümserken

    Cahit Zarifoğlu – Menziller

    Necip Fazıl – Çile / Destanlar

    Yahya Kemal – Aziz İstanbul (his yönüyle)

    Ali Ulvi Kurucu – Hatıralar (manzum kısımları)



    ---

    ?? Dilersen…

    Bu şiiri biçimsel olarak dize dize düzenleyebiliriz.

    Yayına hazır, redakte edilmiş bir versiyonunu yapabilirim.

    Veya bu tarzda yeni bir şiir üretmek istersen, aynı üslupta sana özel yazabilirim.


    İlgin varsa, birlikte geliştirebiliriz.

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)