Kayısı Ağacının Hayat Serüveni Şiiri - Y ...

Samet Koman
140

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Bir ağacın serüvenin son bulduğu bu gün bayağı bir çalışma oldu, Korhan için.
Yaklaşık iki yıldan beri dünyanın krizde olduğu, Avrupanın kemer sıkmaya devam ettiği bu günlerde yaşamının kıyısında olan bir ağaçta bahçenin nadide bir köşesinde bulunuyordu: Bu ağaç sert kabuğu, sert yapısı ve cüssesi ile yılların yıpratarak ihtiyarlattığı bir geniş yapraklı uzun dallı kayısı ağacı idi. Tahminen dedesi onu 1920 lerde dikmişti ve o iki bina ve onlarca çeşit ağacın üzerinde yer aldığı ondört dönümlük, üst tarafından tali bir yolun alt tarafından ise yaz ayları dışında her daim akan bir derenin bulunduğu, yağmurlarla karların yıprattığı duvarlarla cevrili orta halli bir bahçede yaşamaya koyulmuş bu güne kadar gelmişti.

Hey gidi yıllar hey: bu zamana kadar başından neler neler gecmiş, ne badireler atlatmıştı. Ömründe kaç bahar çiçek açmış, kaç yaz meyva vermiş ve sararıp solarak geçirdiği kaç sonbahardan sonra beyaz gelinliği altında kaç çetin kış geçirmişti. Toprağın üstünde heybetli varlığıyla kollarını enginlere ulaştırmak istercesine dört yana, semaya açarak güneşi selamlamış, esintilere karışmış, hoyrat rüzgarlarda dans etmiş köklerini saldığı toprakla bir dostluğun hikayesini sürmüştü.

Her senesinde, her evresinde bir hayatın, bir güzelliğin, bir nazendeliğin, bir cömertliğin, bir tatlılığın ve hoşluğun hatta hayatı süsleyen hüznün en güzel portrelerini, paha biçilmez güzelliklerini sergilemişti. Bağrının üstündeki yerlerle kuşlara, tende dokunaklı ve ferahlatıcı bir etki sağlayan gölgesinin serinliği ile ve o tadı damaklarda yer eden yumuşak meyvesiyle insanlara ne yaşamlar ne nimetler sunmuştu. Hatta bazı dallarında kaçamaklı sert gaga darbelerinin tak tak taktak taktaktak tak sesleriyle, sağa sola ürkek bakışlarını savuramadan çalışamayan, tehlikelere karşı temkinli duran ağaç kakanlara, o kafası renkli kuşlara, sonunda ince derin ve yuvarlak bir yuva dahi bırakmıştı.
Korhan bu yuvaların birinde geçen yıl kışlayan bir çift sıvırcık ve ilkbaharın ilk günlerinde uçma özlemiyle ciyaklayan iki de yavruya rastladı. O vakit ne kadar da bahtiyar olmuştu.yavruların ciyaklayışında tatlı bir hayatın başlangıcına şahit oluyor, yuvanın etrafında durmadan pır pır eden sıvırcıkların bu mutlu yaşamına dahil oluyordu. Hayata gülümsemek ve büyümeye çırpınmak ne güzel şeylerdi. Fakat bu ağaç sakinlerini, sıvırcık sürülerinin olgunlaşan dutlara toplandığı günlerden sonra; yavruların özgürlüğe uçmaya, kanat çırpmaya başladığı günlerden sonra bir daha da göremedi. Demek onlarda kaderlerini, yüzlerce hatta binlerce sıvırcık kuşlarıyla birleştirip yer yüzünün uçmaya değer bir çok parçasını geride bırakarak, uzaklara, buralardan çok uzaklara birlikte uçmaya karar vermişlerdi. Belki de özgürlüğün verdiği çılgınlıkla hayata adım atan bu kuş yavruları annelerinin ardı sıra nereye, hangi maceralara koştuklarını bilmeden uçup gittiler.

Tamamını Oku

Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta