Kavuşmak değildi niyazım,
Zira her vuslat
Fâniliğin gölgesini taşır.
Ben seni,
Cemâl’i sende seyreder gibi sevdim;
Çünkü hakikate en yakın durak
Yokluğun eşiğiydi.
Aklım perde çekti “olmaz” diye,
Gönlüm secdeye vardı sessizce.
Ben secdeye vardığım yerden sevdim seni,
Dile düşmeyen bir zikr gibi,
Karşılık ummadan.
Bilirim,
Her yazılan kavuşmak değildir.
Kimi muhabbet,
İmtihandır kul ile Rabbi arasında.
Ben seni,
Tenimde değil,
Ruhumun emaneti kadar sevdim.
Ve öğrendim ki,
Bazı aşklar varmak için değil,
Varlığı yakıp geçmek içindir.
Menzil sandığın şey,
Belki de ateşin ta kendisidir.
Yandım;
Ama bu yanış küle dönmek değildi,
Nefsimi eksiltmekti.
Adını her andığımda
Bir harfimi bıraktım geride.
Ben azaldıkça,
Sevda çoğaldı içimde.
Anladım ki,
Hakikî aşk ele gelmez;
O, tutuldukça kaybolan değil,
Bıraktıkça bulunan sırdır.
Ben seni,
Kavuşmak için değil,
O sırrı hatırlamak için sevdim.
Kayıt Tarihi : 2.3.2026 00:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!