Her yara kendi kanında beslenir
her acı kendi koynunda..Ama tanırım acıyı başkasının koynunda da uyusa. Ölüm...
ne güzel olurdu.Boylu boyunca uzatsalardı toprağa,sarıp sarmalamadan. Ama, özgürce...uzayan vagonlardan yoruldum,üzgün çocuk yüzlerinden ve kandan.Ölü bir kadınım, yeniden can verilmesi için,üzgün çocuk yüzleri kalmasın diye arkamda avuçlarımda sıkıyorum ölümü.Kangren olsun ve görmesin diye yeniden dirilişimi...
Annemin dediği gibi ayrık otuyum ben,yeter ki bir parça toprak.Bu hepimizin insanlaşma öyküsünün resmi geçidir bir nevi.Salt benim değil…Çıkmanın zamanı gelmedi mi humonoidlikten,ellerimi yüzüme kapamadan dolaşmalıyım ayaklarımın üstünde.hem ben ayrık otu olmayı çoktan kabullenmiş değil miyim ki? Neden kapaklanmadayım hala toprağa? Uzayıp gitmek ve yeniden kökler salmak toprağa…Dönüşüm bir izdüşüm...Ben susuz da yaşarım demedim mi size? Kalmasın diye geride çocuklar, üzgün,kinli,kara bakışlar, kalmasın diye arkamda fırtınaya müptela ölgün denizler..Ve intihara meyilli bir martının türküsü kadar masum serzenişler.
Şiirlerim ölmediğimin işaretidir…
Eskiden de sevmezdim yenilgiyi.Baştan kabul edenler, ölmüş saymalı kendini.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Ne kadar güzel bir final;
Eskiden de sevmezdim yenilgiyi.Baştan kabul edenler, ölmüş saymalı kendini.
Harika denemenin sonunda harika bir bitiş.
Kutluyorum Kızım.
Kadir Tozlu
Süperrrr...
Kutlarım.
harika ya tek kelimeyle harika
Eskiden de sevmezdim yenilgiyi.Baştan kabul edenler, ölmüş saymalı kendini.
güzel bir anlatımdı
sevgiyle
işaret edilmekten istenenden öte karamsar bir tablo ile karşı karşıya bir metin var önümüzde elinize sağlık keşke bunu sabah değilde akşam okusaydım :)
Bu şiir ile ilgili 5 tane yorum bulunmakta