-Yaşıyor muyum,yoksa öldüm mü
Diye sordu biri ötekine
-Ben neden yaşadığımı sormaktayım
Yıllardır kendime
-Beni gerçekten seviyor musun
Diye sordu ilk yaz kırlangıca
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Mısraların sırası karışmış olabilir mi?
(nazire)
tuhaf sorulara imgesiz yorumlar
-uyuyor muyum elma mı tartıyorum
diye sordu biri ötekine
-ben hayaller kurarım
kendi kendime
Beni gerçekten seviyor musun
Diye sordu ilk kış oz ayıya
-pardon dedi ayı uyuya kalmışım bu kış
cevabı alırsın baharda
-Öğleye ne yemek pişireyim
Diye sordu kadın kocasına
-zıkkımın dibi be kadın
sırası mıydı bu sorunun şiir yazıyoruz şurda
-hayatta kimseyi sever misin
diye sordu yargıç savcıya
-kendimi dedi katil
idam edin beni bütün hücrelerimle..
(....içimden böyle geldi.. üstad ne der acep?.. tabi üstadlar asla bizi muhatap almazlar.. kalası sarsılır yoksa.. (pardon klası..)
ölün mü öldürün mü!..
Antoloji Sitesinde günün şiirini okuyan sayın edebiyatseverler,
Burada günün şiiri olarak yayımlanmakta olan şiirler belli ki evvel zamanda (en azından üç yıl evvelinde )tesbit edilmiş ve bir şekilde otomatiğe bağlanmış bayat,vasat şiirler olduğuna inanıyorum...Bazı şiirler hakkında tenkitlerimi şiirimsi,mizahî bir tarzda yazmaya çalışıyorum...Kimseye çamur atmıyorum...Şurasını bilmelisiniz ki koyu solcular ortaya çıktıkları ilk zamanlarda ''Putları Yıkıyoruz''diye iddiada bulunmuş ve bu yolda eski büyük şâirleri tenkit edici mâhiyette şiirler yazmışlardır...Bunlardan kimse gocunup,fanatikleşmesin...Gönlüm istiyorki benim tenkit ettiğim bir şâiri taparcasına seven birileri de benim yazdığım gibi ölçülü,kâfiyeli veya serbest tarzda hoşa giden mısralar döktürerek onları methetsinler...
Sayın okurlar,haberiniz var mı bilmem;benim (ANTOLOJİ SİTESİNDE) UlvÎ Ziyâ rumuzuyla kayıtlı hâlen (yüzdoksanbir adet)şiirim var...Bunlara erişip okuyamıyor iseniz;bu, site yöneticilerinin büyük bir ayıbıdır...Eğer kolayca erişip okuyabiliyor iseniz yorumlarınızı bekliyorum...Kimse çıkıp sen de şiir yazdın mı ?diye sormasın...Ulvî Ziyâ ve Hikmet Yazılıkaya'nın şiirlerine mutlaka erişip okumanız şiir konusunda menfaatiniz icabıdır...Karşılaştırma yeteneği sağlar...Selâmlar...
Sorular ve yanıtlar harman oluyor işte. Yazdığı yıla bakarsak, normal karşılayabiliriz.
''Tüm okyanuslarda yüzmek'' tüm okyanuslarda yüzebilmek için kişi önce kendi içinde yaşadığı okyanusu keşfetmeli.Aksi bir durumda kanatları yontulmuş bir kuştan uçmayı istemek gibi olur.Bu içinde yaşadığımız hayal alemi içinde geçerlidir.Biz hayalleri kafamızda çözüp bir anlam yüklemeye çalışırız.Öyle hemen okyanuslara açılıp su içmek istemeyiz.Küçük denizler de susuzluğunuzu dindirebilir.Saygılarımla...
Tüm okyanuslarda yüzmek isterdim
Kahrolası sınırlar olmasa...dogru ve anlamli dizeler.
unutmayalimki gökyüzünde sinirlar yoktur kanat takip
ucabiliriz.. saygilarimla
bence nedensiz yaşanmaz herksin yaşamasının nedenı vardır. belki ne anlatmak istediğinide anlam veremeye biliriz....birazdaha güzel metin oluşturulabilinir. buna rağmen güzel.fena değil...
behremoğlu'nun daha güzel,anlaşılır ve net şiirleri var..çok günün şiiri olmaya aday bir şiri değil..iki cümle dışında çok anlam zenginliği yüklü değil bence..Seçim daha iyi bir şiiri olmalıydı..
ilkyaz...
Bu şiir ile ilgili 28 tane yorum bulunmakta