Gece yağmaya başlayan kardan mı nedir?
Saklamak zorunda olduğum kocaman bir sevinç varmış gibi
Çok güzel şeyler söyleyecekmişim de
Söyleyemiyormuşum gibi dolu dolu yüreğim.
İnsanca bir gülümsemeye rastladım
Hıdrellez günlerinde salıncaklarda sallanan insanların
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bazıları kendini antolojinin kadrolu müftüsü ilan etmiş galiba Tayyibe Hanım.
Dini şiire yakıştırmaca ancak bu kadar eğreti durur.
Sayın Cihat bey;
elbette biliriz Tanrı’nın Allah olan yazılışını!..o kadar da cahil değiliz yani!.:)
benim itirazım, sizin burada yorum falan yazmanıza değil...benim itirazım, her yorumunuzda illaki dinden söz etmeniz...neden yaparsınız bunu acaba? burasının bir edebiyat, şiir sitesi olduğunu bilmez misiniz,yoksa bilmemek işinize mi gelir? dini misyonunuz neresidir?..kimler, hangi odaklar sizi dini misyoner olarak kullanmaktadır?.açıkçası bıktık...
herkesi, kendi vicdanıyla başbaşayız bırakın lütfen, e mi!.
çok şükür okumamız yazmamız, okuduklarımızı anlamak gibi yetilerimiz var. yani, şiir ile ilgili yazdığınız bölümü de okudum. o bölüm, sizin görüşünüzdür, beni hiç ilgilendirmez..
oke!..saygılarımla...
Şair; unutulmaz sevgilerin sunucusudur. değerli bir şiir okudum. yazarı tebrik ederim. selam olsun.
"Merdivende verdiğin sarı kasımpatıyı unutmadım
Sevdiğim bir şiir kitabına taktım onu
Karıştı çiçeğin şiirlere.
Kolunu boynuma doluyorsun otobüste
Çocuğunu seven bir anne gibi
Yakınlığımız insanlığımızdan geliyor
Ne kadar insanlaşırsak
O kadar arkadaşız.
Kar dinmek bilmiyor dışarıda..."
Çok çok güzel dizeler... İyi ki böyle güzel yürekli şairlerimiz var. Seçici kurula, bu güzel şiiri bizlerle buluşturduğu için teşekkür ederim.
Gayet başarılı bir şiir olmuş
Kutsal doğum haftası da sonradan uydurulmuştur. Zira dinler tarihi hocalarımızın beyanlarına göre Resulullah-sav-ın değil doğum günü doğduğu yıl bile kesin değildir. 569, 570 ve 571 yılları arasında doğduğu tahmin ediliyor. Ama hangi yılın hangi ayının hangi gününde ve hangi saatine doğduğu belli değildir diyorlar. Ayrıca; bize Resulullah'ın doğduğu günden ziyade onun Haktan alıp bize tebliğ ettiği Kur'ani hakikatler lazımdır. Yoksa biz böyle tali derecedeki şeylerle meşgul olurken din düşmanları bize hurafeleri ve bid'atleri din diye yutturmaya devam edip asıl dini ortadan kaldırırlar vesselam!
Allallahhhh!..kimin kim olduğu, kimin kiminle buluştuğu mu soruluyor burada, ilahiii!..:)
yahu, zorla ha hatim indirtecekler insana!..şiir ile ne ilgisi var Hızır’ın, İlyas’ın!.bırak onlar öylece kalsın inançlar, hurafeler, uydurmalar, yutturmalar içinde!..sahi, ne oldu şu kutsal doğum haftasına, hı!...sen asıl ondan haber ver!..:))
evet şiir güzel...en azından, yüreğime dokunan dizeleri var...en azından edebiyat tarihine adını yazdırmış bir güzel insan tarafından yazılmış...bu bana yeter...
biz kimiz ki, onların yazdıklarına, çizdiklerine dil uzatacak...
de mi yani!..
DOSTLUK
Ne bir benzeri var ne bir örneği
Özgün bir sevgi bu önünde eğil
Saf katıksız dostluk öz çekirdeği
Arkadaşlık değil aşksa hiç değil
Ne bir pazarlık var ne bir beklenti
Ne bir dalga geçiş ne bir eğlenti
Ne bir eksiklik var ne bir eklenti
Dört dörtlük güzellik istemsiz meyil
Karşılıklı hizmet say ki kölesi
Sonsuz fedakârlık sanki ölesi
Bulunmaz mutluluk var mı böylesi
Arasan dünyayı dolaşsan il il
Huzurlu sığınak süt liman yaşam
Ne istenir başka her şey tastamam
Hem ağabeyimsin kardeşim babam
Hem canım ciğerim her şeyimsin bil
İki kıta gibi bağlamış berzah
Pırıl pırılız biz çekilmiş perdah
Bizi bizim için yaratmış Allah
Ayırmaya kalkan cânî ve katil
İkiliden biri yaşar matemi
O/Nur/la doldurdum zaten çilemi
Ölürsem üzülme ağlama emi
Kalana yürekten bir Sabr-ı Cemil
Onur BİLGE
Çoğu zaman br tebessümle başlar dostluk... :)
Bu şiir ile ilgili 8 tane yorum bulunmakta