Karasız karınca ve arkadaşları, yine harıl harıl çalışıyorlardı.
Kararsız karınca henüz çok gençti. Buna rağmen kendi ağırlığının iki katı yük taşıyordu.
Yük taşımak onun için sorun değildi: Çünkü o da bütün karıncalar gibi çalışkandı.
Onun tek sorunu kararsız olmasıydı. Arkadaşları da bu nedenle ona kararsız karınca derlerdi.
Bizimki, o gün yine kararsızlığı yüzünden en sona kalmıştı. Şu tohumumu alsam, bunu mu alsam derken yine sıranın en sonunda gidiyordu. Sağa sola bakıp oyalanınca arkadaşlarına yetişmekte güçlük çekiyordu.
Aslında o koca buğday tanesini görünceye kadar her şey yolunda sayılırdı. Ağzında götürdüğü basit bir yonca tohumu, hemen yan tarafında, az uzağında kocaman! İştah kabartan bir buğday tanesi!
Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya.
Devamını Oku
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta