Gece, bu eve
bir misafir gibi gelmez;
yerleşir.
Duvarların içine siner,
perdelerin liflerine dolanır,
yer yatağının kenarında
sessizce oturur.
Saatler ilerlemez,
sürünür.
Her dakika
kendini tekrar eder.
Uyku,
adını anmadığımız eski bir tanıdık.
Kapıya kadar gelir
ama tokmağı çalmaz.
Gözler kapalıdır,
zihin açıktır;
tavanın çatlakları
harita gibi ezberlenmiştir artık.
Her çizgi
aynı düşünceye çıkar.
Göğsümde
dar bir geçit var.
Hava içeri girerken
sanki özür diliyor.
Bazı nefesler yarım kalıyor,
bazıları hiç başlamamış gibi.
İçimde bir boşluk değil bu;
daha çok
fazlalık hissi.
Taşınamayan bir yük.
Sen odanın diğer ucundasın.
Hareketsiz ama dingin değil.
Tenin,
uzun süredir dinlenmeyen bir toprak gibi.
Derinlerde bir şey
sürekli çalışıyor;
sessiz,
inatçı,
acımasız.
Yüzünde gündüzden kalma bir ifade yok,
gece seni
başka birine dönüştürüyor.
Bu evin çevresi
tamamen boş.
Ayak sesi yok,
bekleyiş yok,
tesadüf yok.
Kapının önünde
hiç iz birikmiyor.
Kimse yolu şaşırıp gelmiyor.
Biz de yol tarif etmiyoruz zaten.
Dostluk kelimesi
burada bir anlam taşımıyor.
Anlam taşıyan şeyler
zaten çok ağır.
Kimseyle paylaşılmıyor.
Bazı cümleler
söylendiği anda çürür.
Biz susarak
daha sağlam kalıyoruz.
Vedalar aklıma gelmiyor.
Çünkü gitmek yok.
Durmak var,
aynı noktada eskimek var.
Helâlleşmek,
iki yönlü bir şeydir.
Burada yön yok.
Sadece
aynı yere bakan iki beden.
Gece boyunca
küçük sesler büyüyor.
Buzdolabının uğultusu,
borulardaki titreşim,
uzaktan gelen belirsiz bir köpek sesi.
Hepsi
fazla net.
Sessizlik bile
yüksek sesle konuşuyor.
Sabah olduğunda
gece bitmiş sayılmıyor.
Sadece rengi değişiyor.
Işık giriyor
ama hiçbir şeyi açmıyor.
Her şey olduğu gibi kalıyor:
ağırlık yerli yerinde,
yorgunluk da.
Biz,
birbirimize tutunmuyoruz.
Çünkü düşmüyoruz.
Zaten yerdeyiz.
Yan yana,
aynı karanlıkta
aynı süreyi tüketiyoruz.
Ne umut var
ne bekleyiş.
Sadece
geçmeyen zaman
ve adı olmayan bir direnç.
Ve artık
kimseye dönüp bakmıyorum.
Bu sessizlik
bir kaçış değil,
bir tercih.
Helâlleşmeyeceğim;
çünkü yokluğum fark edilmeden geçen bir hayata,
varlığımı helal saymak
içimden gelmiyor.
Kayıt Tarihi : 7.2.2026 04:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




helal kalemine, urfaya sakaryadan selamlar,
bizden de sana bir fakirane hediye...
.
...
.
mecbur muyum dalgın olmaya uzaklara
ve bu kadar hatırlamaya seni ya hû;
uzat yanağıma şifacı ellerinin
helal kazançlı tuzunu hekimim ki,
aksın gözlerimin öfkesi
taş bağrıma…,
kadim zamanlar ertesi dünyada,
kimse ağlayamazken artık ölülerine dahi,
beni her andığında de ki,
gözyaşı koleksiyoncusu
adıma,
ki yaralılar daima çabuk kanar masallara bilirsin…,
yalnızca ehline âyân sohbetimizin
efsunlu kodlarını çözme peşindeyken,
destursuzca turkuaz halılar seriyorum yollarına,
kabuk bağlamış yol ayrımlarında,
ah;
.
...
.
TÜM YORUMLAR (1)