Arıyorum şimdi seni arıyor
Çekilmiyor inan, sensiz bu hayat
Özlemimden artık içim kanıyor
Karanlık gecede, bitmez bu hayat
Nasıl bir sevdaymış, tükenmez yitmez
Ruhumdaki ateş, terkedip gitmez
..
DEVRİM PAS GEÇTİ
Şu geri kalmış ülkeler değişti
Çağın karanlık dibine gömüldük
Bilimin çağında gençler gelişti
Çağın karanlık dibine gömüldük
..
Alladılar pulladılar yattılar,
Çekip çekip pahalıya sattılar.
Ortalığı birbirine kattılar,
Ne karanlık bahtın varmış Münevver.
Nasıl gittin karanlığa cem oldun,
Ne güzeldin ne iyiydin kem oldun.
..
Ay karanlık örter yine sevgimi
Aşkım yanar desem gönül kıştadır
Kırık sazım telsiz çalar ezgimi
Dıştan kanar desem, yaram içtedir.
Ay karanlık neden yari saklarsın
Kara bulutla mı aşkı paklarsın?
..
Ortalığa koyu bir karanlık çökmüş
Güneş erken batmış, ay sönük
Ve sonsuz bir karanlık
Yürüyor iki genç yanyana
De ki kafaları tütsülemişler biraz
Tartışıyorlar da
..
kara bulutlar gamlı
kapkara karanlık gök
hava soğuk ve nemli
kapkara karanlık gök
dağlar oyun yaşında
acı doludur aşında
..
Karanlık dehlizlerden boşalan canavar
Serseri hudut kanunu, ölümcül darbe
Üşütüyor kalbimi bu ürküten karar
Götürür adımı, yırtılmış kanlı harbe
Karanlık, bozkırların uçurum vadisi
Düşmanın nefret kokan hasretlik mabedi
..
Hayatımı karanlıklarla yaşıyorum,
Karanlıklarla sürdürüyorum.
Etraftaki insanlar karanlık,
Dünya karanlık,
Ben karanlık,
Herşey karanlık.
Göremiyorum hiçbir şeyi,
..
Sahil kenarında ufacık bir kulübede yaşıyordu,sahil kenarındaki tek kulübede,kimsenin uğramadığı o kıyı şeridinde.Erken kalkardı sabahları; güneş merhaba demeden şehre,sokulurdu usulca denizin koynuna.Saatlerce gezerdi kumsalı boydan boya,bazen yüzerdi dalgaların yıkmak için her gece dövdüğü fakat deviremediği kayalara.Kendini en güvende hissettiği yer denizin ortasından bir kule gibi ihtişamla yükselen o kayalardı belki de...Biraz dinlendikten sonra oltasını çıkarıp savuruyordu mavi çarşafın en derinlerine,bedenindeki tüm öfkesiyle ve her çekişinde bir balık çırpınıyordu,feryat ediyordu can havliyle.İçindeki tüm şefkatiyle oltasından kurtarıyordu ve birşeyler anlattıktan sonra yeni bir yol,yeni bir sayfa açıyordu ellerinde çırpınan balıklara; günlerce sürüyordu bu devinim.Telafisi olmayan bir savaşı kaybetmiş gibi üzgün bakıyordu gözleri,bir balığı suya bıraktığında ise ayaklarının altında can çekişiyordu sanki dünya.Ve aklıma köy kahvesinde o yaşlı amcanın anlattıkları geliyordu.Evet,evet anlattığı yalnız kaptan bu olmalıydı.Bir sabah deniz kıyısında bulmuşlar; dalgalarla sahile vurduğu gün kaybetmiş suiletini.O gün ilk ve son kez konuşmuş bir daha kimse tek kelime duyamamış ağzından ve ümitlerini yitirmiş herkes; o yüzden ne geleni ne de soranı olmamış.Üzerlerine yanardağlar ateşini püskürtürken,kapanmışlar sevdalarının üstüne ve bir sandalla açılmışlar bilmedikleri bir limandan özgürlüğe kanat çırpan martılar gibi...Hayalleri varmış; gökkubbenin altında şarkı söyleyen dalgaların sesiyle uyanmak,bir balığın suyun üstünde dans edişini izleyebilecekleri,yakamozlardan beşik yapabilecekleri,yosun kokulu sahilde küçük bir kulübe...En son hatırladığı sahneyse devrilen sandalla mavinin derinliklerine gömülürken bile sımsıkı sarılmalarıymış.Günlerce aramış köylülerle hiçbir iz bulamamışlar,kendi arayışı yıllarca sürmüş gece gündüz demeden ve bir gece sokulurken sabaha onun da köylüler gibi tükenmiş umudu,ay giderken sel kalmış gözlerinde.Denizin ortasında batırmış tekneyi hayalleriyle birlikte oysa hayallerini derinliklerine gömerken onu hep teninin üstünde tutmuş o karanlık sular.Şimdi ise o her an yanındaymış gibi yalandan kurduğu dünyada yaşamaya çalışıyordu.Erken kalkardı sabahları; güneş merhaba demeden şehre bir iz bulabilmek için hiç sıkılmadan hergün sokulurdu usulca denizin kıyısından bir iz bulamayınca belki kendisi gibi kıyıya vurmuştur umuduyla saatlerce gezerdi kumsalı boydan boya...Sonra yüzerdi; içindeki tüm öfkeyle denize kafa tutan o kayalara.Şimdi anlıyorum oysa ki ne kadar çok sevdiğini söyleyip selam gönderiyormuş; yeni bir yol,yeni bir sayfa açıp usulca denize bıraktığı balıklarla Aysel'in yaşadığı o karanlık sulara...
..
Yeter bu acılar bu dertler bana
Karanlık dünyama ışık ver ya rab
Kapattı kapısın o dost ta bana
karanlık dünyama ışık ver ya rab
Bitsin bu çileler bu ıstıraplar
Kapansın o sonsuz eski hesaplar
..
Nereye uğradıysa bu gönül, dikenler dolu.
Yolların en güzeli seninkisi; Hakkın yolu.
Varayım has bahçene, sen gülzarım ol Allahım.
Karanlık günlerde bir ışık, nurum ol Allahım.
Yaprağım gazel oldu, çiçeğim soldu; döküldü.
Ruhumda fırtınalar esti, köklerim söküldü.
..
Ali yazarsa veli bozar
biri örterse biri kazar
Apalıyoruz azar azar
Sonumuz karanlık bizim
Ayrık otuyla çaltı dikeni
Aratıyor hep gelen gideni
..
Rahmet oldun yağdın çöle dağlara
Sığmazsın efendim tarih çağlara
Merhametin yol gösterdi sağlara
Sensiz dünya çok karanlık efendim
Ak güneş gündüzü aklamaz oldu
Geceler günahı saklamaz oldu
..
Yağmur altında çocuk gibi bir çatlak
Karanlık bir köşede bir beden hortlak
Dikenler üstünde arzudan bir bayrak
Karanlık bir köşede bir beden hortlak.
Yetim kalmış bir çiçek, bir Hintli fakir
Dili kopuk bir bülbül, yeryüzünde kir
..
Esip kavurur bazen cihânı zulmet yeli,
Bir bakarsın uzanır âleme rahmet eli.
Her şey zıddıyla kaim; beyazı, siyâhı var
Her karanlık gecenin aydınlık sabâhı var.
..
Güvenme bu dünyanın güzel nakışına,
Hz. Âdem (AS) gibi girsen bin yaşına,
Akıbet gelirsin şu musalla taşına,
O karanlık gecede, kendine bir dost arabul.
Bir gün gelecek, sende o karanlık yere gireceksin,
Geçmiş günlerinin hesabını söyle nasıl vereceksin.
..
Gecelerden bir gece, karbeyaz
Bu ne fırtına gönlümde, ayaz mı ayaz.
Ruhum karanlık içinde, aydınlığa muhtaç
Ömrüm, pembe günler görmeye aç.
Dağlar sıralı, yollar kapalı, ufuk karanlık
..
Neden? Bilmiyorum ama yine
Geceler aci veriyor yuregimi dagliyor
Sanki biraksam sel olacak yaslarim
Anlatsam da kurtulsam yuregime
Dedimsede dinletemedim
Karanlik hep karanlik boguluyorum
Hickirsam mi ki haykirsam mi ki
..
KARANLIK GECELER
Karanlık geceler günümüzü kararttı günlerce
Yıllarca karanlık oldu bütün boş gecelerim,
Benim için dönüyordu merkezim seyyarece
Dilim zor döner ismimi sorsalar hecelerim.
..
Bembeyaz bir tuvaldin gönlüme asıp ta adını yazıp, yüzünü boyadığım.Bir karakalemin attığı çiziklerden ibaretken, gözlerinden akıp gelen ışık, göz yaşlarımla rengarenk bir gökkuşağı açmıştı içimde. Ona bandırıp fırçamı, bir dünya çizdim sana. Bir tablodan ibaret değildi. Bir filmin kareleri gibi her gün en güzel renkler can buldu suretinle, düşlerimi süsledin. Sol yanına yerleşip bir düşe hayat veriyordu yüreğim. Gözlerinin ışığı silmişti, yüreğimden taşınmıştı tüm karanlıklar. Oturup beyaz bulutlara bizi izlerdim. Rüyalar bile bu kadar güzel olamazdı. Tüm romanlarda, tüm filmlerde tüm acılara, aksiliklere ve 3.kişilere rağmen son; mutluluk yazardı. Başka bir sonda zaten güzel yüreklere yakıştırılamaz, kader iyilerden yana olmaz mıydı. Düşlerin pırıl pırıl yaşayan renkleri gözümü kamaştırmıştı, başka şeyler düşleyemiyordu yüreğim. Fırçam uzakken kötü olan her şeyden, ihanetini beklemiyordu kalbim. Hazırlıksız yakalandığım bir tufandı bu. Bir çift sözün soğukluğu eritti bulutları, artık ateşlere katığım. O kadar keskin ki sözlerin, tam ortasından yırttın düşler perdesini. Makinist filmi oynatmaya devam etse ne yazar artık, karanlık yutar ne varsa ona dokunan, ışığı yansıtmayı bilmez ki. Şimdi yırtık düşler perdesinde ihanetinin karanlık yüzü çizili.
..



