ve yine gece... ben ynuyorum penceremedeki karanlıkla... gece yavaş yavaş erirken sigaramın dumanında.... düşünüyorum ne düşündüğümü bilmeden... eşlik ederken Ayna ya... Dil'imin dili suskun, susamışken bir tuatam sevgiye... yoksun.... hiç olmadın ki.. pinhan kaldı.. dile vurmadı sevda... ne? moonlightsecret olan... DENİZ mi, aşk mı, beklemek mi, seraplar mı, sevlaplar mı? ? ? ? Karanlığı Pusat eyledim... Kayra mıyım yoksa.... Gülümsüyorum Utku İle... Utku'm ne ise.... bilmeden.. ele vermeden...Şimdi sen söyle bana bu keşmekeşin cevabı ne? Münevver olmak mı tün yanan yüreklere...sen misin yoksa ben mi..? ? Yoksa sen de mi bir soru işareti bırakıp hafızamda gideceksin bir akşam üstü dönmemecesine.... sakın ha sakın ha gitme..... etmesin seraplarım susuzluğuma, sevlaplarıp gözyaşlarıma ınkilap... sen de gitme.... bir soru işareti bırakıp.... tüm yalnızlığıma...koparma yüreğimde kalan son umut..son sevda.... son aşk kırıntılarını.... eğer koparacaksan al koy yüreğine.....artsın yüreğindeki kor ateş... ama yanma... benim gibi... neye yandığını bilmeden... eşlik ederken ufuktan doğan kızıl güneşe.... ve ben şimdi yeniden doğuyorum..... olamalıyım artık Tuğba nın gölgesinde Yaşar...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta