Gece, omzuma çökmüş paslı bir kefen gibi;
sokaklar, üstü çizilmiş bir tarihin boşluklarında inliyor.
Ben ise adımlarımı gizli bir bildirge gibi yere bırakıyorum—
her izim, gölgelerin kalbine saplanan bir uyarı.
Bu şehir, suskunların mezarıdır;
duvarlarına değen her nefeste bir haykırış ölür.
Ama ben ölmedim.
Kendimi küllerimin içinden çekip
yeni bir alfabenin harfi gibi dikildim karanlığın karşısına.
Rüzgâr önümden değil, içimden eser artık;
çünkü öğrendim:
bir insanın içi yanmadan
hiçbir meydan aydınlanmaz.
Gökyüzü kireç gibi dökülürken üstümüze,
ellerimin içinde titreyen o küçücük kıvılcımı
kimse görmedi.
Oysa ben o kıvılcımla
kağıttan dağları devirdim içimde.
Ve şimdi,
kör gecenin tam ortasında
bir ses bırakıyorum zamana:
“Karanlık, beni yutamaz.
Çünkü ben, yutmak istediğin her şeyin hesabını
senin kulağına çınlatan o gölgeyim.”
Kayıt Tarihi : 30.11.2025 17:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!