en güzel çiçeğin gözünde sevinçle büyür gece
taşlar uyuklar serin rüzgârların koynunda
karanfil her gece dokunup geçer
ruhuma sessizce
rüya çantasında
üstü başı yırtık porselen bir bebekle
dudağında solgun bir papatyayla
yıldızlar eski masalların kör bekçisi ulu dağlarda
silinmiş mevsimlerin oyalı mendili zaman
karanfilse ayın kaybolduğu her yerde
kalbimde ince bir sızı
artık avuçlarımda
ne düşler var ne masallar
içimde ateşe düşen siyah kelebekler tayfası
ateşin içinde durmadan
yanıp yanıp sönerler
umutları hayalleri silip attıysa zalim yıllar
insan nasıl tekrar ayağa kalkar geleceğe tekrar nasıl koşar
gecenin yıldızları toprağın altına
ruhunaysa gam teleği
düşer
ah! karanfil
aslında hiç yoktuk seninle
belki de annem çiçeğinin solgun yapraklarının
iki mezar kuşuyduk
rüzgâra karşı bir masal kırıntısı
bir düş esintisi
sahipsiz taşların âmâ gözlerinin
hiç açılmamış gizli odalarıydık
belki de zaman hiç doğurmadı bizi
belki de ikimiz bir şiirin içinde yaşayan
iki sözdük kaktüs ormanlarına sürgün
taş bir köprünün üstünden havalanıp hiç uçamadık seninle
tutsak ruhlarımızı azgın nehirlere
ve masalsı gecelere karşı
hiç çırpamadık
.......................
106202513:05
Kayıt Tarihi : 3.6.2025 15:34:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!