KARACA AHMET MEZARLIĞI-yazılış tarihi 2003
Hey gidi karaca Ahmet adın iki kelime
Gelen girmiş koynuna yüreğin lime lime
Zikreder Selvilerin hu çeker çınarları
Kaç yürek söndürecek çağlayan pınarların
Acep pişman mı sana ilk kazmayı vuran zat
En değerli varlığın mezar taşı teminat
Hüzün sinmiş bağrına her köşen efkâr kokar
Çiçek getiren Leyla gül diken mecnun çıkar
Bizden ne ister acep orda ki yiğitler erler
Dünü onlar yaşadı bu güne ne söylerler
Gelen mevta fani der getirenler aşikâr
Kimsede malumat yok bu yol nereye çıkar
Ötelerden haber ver susma karaca Ahmet
Anılar sende biter bunu sende kabul et
Sus pus olmuş mabetler herkes sırrını gizler
Hangi âleme dönmüş güneş görmeyen yüzler
Desem karaca Ahmet tanıt bana kendini
Nasıl tarif edersin bana inilti vadisini
Zengin elveda demiş köşküne sarayına
Gelmiş sana sığınmış bir kefen parasına
Ya bir çınar gölgesi yâda bir sevi söğüt
Sana misafir derler ilmiyle gelen yiğit
Akşam anne babaya açıldın bostan oldun
Sabah bacı kardeşe acıklı destan oldun
Mazluma cennet bu ye kükreyen zalime yaban
Hu çeken dervişe köşk tepinen sarhoşa dam
Gelene kapım açık buyur da gel demişsin
Yüz binler kucağında rabbine yönelmişsin
Ne üzül ne telaş et korkma karaca Ahmet
Çürütüp toprak yapıp gül bitirende hikmet
Şurada görkemli mezar ölçer mi sevabını
Şu selvinin gölgesi gizler mi ayıbını
Ebedi varlığıyla herkes kendine doktor
Bu tümsekler bahane bedelsiz yatan yoktur
Ölümle gelmiş herkes inkâr etmemiş kimse
Hepsi ayrı hikâye yürek burkan hadise
Bir köşen şehitlerin bir köşen gazilerin
Göğsünde divan kurmuş kalem tutan erlerin
Bir yanında âşıklar vuslata ermek ister
Bir yanın uyurgezer kendisinden bihaber
Yoksulun derdi bitmiş ağanın mal telaşı
Zenginin dört taşı var fakirin iki taşı
Kıyamet günü yakın sabret karaca Ahmet
Canlar dirilip kalkar gider kalırsın sağ selamet
Çökmüş ürküten sessizliğin şu ölüm tarlasından
Dolu gelen tabutlar boş çıkar avlusundan
Uyuyan orduların İstanbul’u gözlüyor
Yiğit ruhlar bu şehrin ufkunda geziniyor
Kaptansız gemi dünya yükünü insan çeker
Yeryüzüne ağ atmış toplar ikişer üçer
Bazen bir kurban düşer bazen körpe can düşer
Bazen pir getirirler bazen bir civan düşer
Tarihin sayfa sayfa ufkun hatıran dolu
Ta o günden bu güne saklarsın İstanbul’u
Sanadır Fatihalar Yasinler unutulmaz
Üsküdar sokakları senden önce uyumaz
İsmini veren zatın mekânı cennet olsun
Rahmet yağsın üstüne mezarı nurla dolsun
Bir Fatiha gönderdim kabul et ahvaline
Belki iki metre yer saklarsın muhittin e
Bir abide bu şehir baştanbaşa asalet
Ezanlar okunuyor uyan karaca Ahmet
Sen İstanbul’a emanet İstanbul Allah’a emanet
şiiri yazarı muhittin lacin şair (misali
Muhittin LaçinKayıt Tarihi : 15.7.2013 13:08:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
k

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!