Bir güzel sevdim gözleri ela
Mirodur adım lakabım kara
Uzaktı köyüme uzaktı bana
Hasretlik acıdır açıyor yara
Gelip konmuş gönül bağına
Ömrün baharı otuz yaşında
Yar etmem gelsem kurşuna
Vurulup düşsem dağ başına
Gardaşı dinlemez bakmaz lafa
Elinde mavzeri yatmış pusuya
Eşkıya değilim yanmışım aşka
Vurulup düştüm dağ başına
Kara miro deyip yazmışlar taşa
Her yolcu durup okur Fatiha
Merak edip sorar kimdir kara
Sevdiğini kaçırmış sevda uğruna
Hatrını sormaz ne ana ne baba
Içinde yansa malı yok dünyada
Tanımış azraili bu genç yaşta
Adı miro bahtı kara lakabı kara
Yağlı kurşun saplanmış cana
Vurma gardas vurulur mu sevdaya
Gönül bu sevmiş işte kıyma cana
Yiğit öldü namı kaldı dünyada
Kayıt Tarihi : 23.5.2020 13:42:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Baya bir zaman önce motosikletimle söyle dağlara doğru acılayım dedim Adıyaman Gölbaşı ilçesinin Çataltepe ve Savran köy yolu ayrımında bulunan bu mezar taşı dikkatimi çekti oturup yanı başına bir fatiha okudum ancak dağın başında tek bir mezar çok garibime gitmişti hatta tarihte eski olunca acaba namlı bir eşkıyamı diyede içimden geçirmedim değil, hikayesini araştırmaya başladım, bir kaç memleketin ileri gelen yaşlı amca ve dedelerle yaptığım görüşmelerde namı değer KARA MİRO isimli bu şahıs sevdalandigi bir kızı kaçırırken kızın akrabaları KARA MİRO 'yu oracıkta vurmuşlar ve orayada gömmüşler, bu hikâyenin tamamını bilende yok maalesef, kendi çapımda hayal ederek hem bir şiir yazayım hemde eski sevdaların ne kadar çileli olduğunu dile getireyim istedim.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!