Sanıyor musun yanaklarım al al. Kahkahalar içinde, mutluluk şemsinin gölgesinde, fışkıyeler altında ferahlıyorum. Güvercinler doluyor buraları, yanık bir ses işliyorken içime; doyuyor mu ruhum, nefesim? Kırmızı güllerimin rengi akıyor; ne bembeyazlığın asaleti kalmış ne simsiyahlığın cürriyeti. Kimse bir cacık olamamış şu açan yapraklarda, meyva verememiş ağaçlar.
Heyhat! Koşuşturuyorken, neyin peşinden, niçin? Adaleti yerinde mi diye düşlüyorken, bir ses:
Öleceksin! 'Gerçeğe açtığında' gözlerini, Göreceksin!
Bileceksin, şimdinin terlemelerinden korkma,
Sen şu iblisin, içini kemiren nefsin nasihatiyle,
Bilhassatinle,
Tuzağa düşme!
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta