Yeryüzünü de bir mezbahaya çevirdiler
Bu haritalara; cetvelle çizilmiş her çizgi,
Bir çocuğun rüyasını ikiye bölen bir giyotindir
Zeytin dallarında asılı kalan o çocuk gülüşleri
Ve o çocuklar; avuçlarında tuttukları o taşlarla
Yalnız tankları değil, ezeli hayallerini devirir ebabil misali
O kiralık gözyaşlarınıza yer yok benim heybemde.
Sizin o steril ameliyathanelerinizde dikemediğiniz bir yırtık var ruhumda
Şimdi bir kılıç çekilmeli kınından; ama çelikten değil,
Kelimenin en keskininden, sözlerin en hırçınından.
Çünkü susmak, artık bir tercih değil, bir cinayet
Hakikat, sessizce büyüyen bir çınar gibidir;
Zamanı geldiğinde, gölgesi dünyayı kucaklayacak
Kendi gölgesinden kaçamayanların değil,
Güneşe göğsünü siper edenlerin heybeti bizleri ferahlatacak
Sabret ey dünyanın yetim bıraktığı coğrafya!
Senin acın, bir annenin doğum sancısı kadar kutsaldır.
Yıkılan her duvarın altından bir "diriliş" filizi fışkırır.
Güneş, en çok senin alnına borçludur aydınlığını,
Ve bir gün, o beklenen şafak sökün ettiğinde;
Ne tankların izi kalacak, ne o karanlık korku.
Haykıracağız göğe bakıp:
"ALLAHU EKBER"
Kayıt Tarihi : 23.12.2025 17:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Doğu Türkistan, Filistin ve tüm mazlum coğrafyadaki kardeşlerimize...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!