külü kalır ya üstünde
yalnızlığın ötesine geçtiğinde
öyle bir erimiş ki tenimde
özümde saklı bir yara olmuşsun
çaresi yok!
kesip atılmıyor ki, kıl testereyle…
tabiatı da değişmiş
o bildim dediğim sevdanın
kuru yapraklar gibi
dökülünce hatıralar, avuçlarıma
anladım ki,
sen, suskudaki çıbanım
kanayan bir yüz gibi kalmışsın içimde…
şimdi korkularım yıkandı
üşenmeden bir gayretle
dermanı yükleyip bileklerime
sokak arasındaki
o hep güldüğüm
şimdiki aslımı çamaşır ipine astım…
hani dalgınlığımla yaslandığımda
pervazındaki saksı düşmüştü bir ara
güm diye ses çıkarmıştı sokakta;
seni, hatırladıkça parçalandım;
tıpkı o saksı gibi
elimde bir faraşla
dökülen umutlarımı kimbilir kaç kez topladım…
ayrılığın taşıdığı mekan
kendi iç odalarımızdı
yabancılığımız, hırçınlığımız
sonra böyle dağılışımız
buzdan bir düşün çatlayıp
ikimizi su altında bırakmasıydı
acılarımızda sarılamadık
kollarımızda hıçkıran bir hayat kaldı…!
09/10/2008-23:18
İlknur KöknarKayıt Tarihi : 3.5.2009 19:53:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

TÜM YORUMLAR (2)