Kırmızı kerpiçten eski duvar üzerinde duruyor biri
ve bakıyor denizden başlayan bir yolun nasıl
başka bir denize doğru uzayıp gittiğine.
Yol dümdüz ve kendisiyle ilgili her şeyden haberdar.
Kendi geometrisi, kendi belleği, kendi rüzgârı var
bir daire çizercesine birbiri üstüne gelen toynak izlerinin,
Gel; n'olursun, içimde umûdum tükenmeden!
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..
Devamını Oku
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta