Şehir avuçlarımda uyur nenni
İner yıldızlar tutunur yüreğime
Anaların veda teberrû inci busesi
Yürür şehrin anahtar sesine
Bu şehir anaların veda abidesidir
O kuyular öylemiydi çocukluk ağı
Sesiyle bezendiğimiz çıkrık sesleri
İçimden bir tele tutunmuş bende
Her yanımızı saran incecik nakış
Kıyama durmuş içimde
Akşamlar inende, bukleli saçlarınla sen
Yağmur baharları gülücüklerinle
Şarkılar söylersin ölü aşklar üzerine
Evler harcanmış birer ömürdür
Negatif sahillerimi çizen güneşim
Mışlı oyunlar eğirdiğim çıkrığım
Tutun elimden size gideyim
Dağlara kaldırdığım kağnı arabam
Bağışlayın bana tozlu yolları
Kendimi çocukluk hanında bulayım
Fısıldıyor kulağıma heceyi yağmur
Ellerinin ateşinde hürriyeti arıyorum
Keskin içkilerin söz arasında dır cümbüşü
Akşam dökülüyor bulvarlara söz büyüyor
Yosunlar yosunlar onların gözleri eğri
Kırmızı sesli balıklar biliyor
Karşımda nakış nakış işlenmiş halı
Kuğular kumrular keklikler eli
Duyduğum içten içe seherin yeli
Sende binbir çiçek açar Anadolu
Bir namedir yolların uzunca söz
Çekilmez hayat, çocuk olursun
Dersin ben oynamıyorum
Sonra başlar yeniden iç çekmeler
Bebek gibi tutunmak istersin
Sıralanır ardınca, sevmeler, aşklar, ihanetler
Yorulursun gözlerin gider...
Yapraklar sarı, olsun...
Şemsiyeler bir garip açılır rüzgara
Dolar yüreklere damlaların ince sesi
Karşıda vapurun kampana sesi
Yüreklerimizi burkar, çantamızda
Güz ve yolculuk...
bağrımı deşen benim kara leyla’mdır
onlar önce geldiler sonra erdiler
sesleri vardı onların gelirdi ötelerden
tımar ederlerdi gülleri öterdi bülbülleri
mecnun tekrar dizdi leyla’nın kirpiklerini
yaslayarak edepli ellerine
Kaf dağında sırlar sarı ayvadır
Bir kelime değince dudağın ayvadır
Derilmiş güller benden gidiyor
Yar ben senin külüne yandım
Çayın ucunda yeşil çimenler
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!