kağıttan düşlerim
kalbimin ensesinde
pusuya yattı
kahveden gemilerim
aklımda bir ilk yaz gibi
batıktı
düşlerim dikenli tel gibi
telvesi hep
biraz canıma yatıktı
çağın bağlamasına
göğüs kemikleriyle
bağlanmasına aklımın
hala şaşkınım
acı bir kahve gibi
tüm cezvelerden taşkınım
düşlerin
pergelin sonsuz ayakları
yine de deler rüyanı
onun sivri uçları
bu benim kalbimin
beklemekten kuruyan
dirseklerinin öyküsü
yani boyunun ölçüsü
yüzü güze dönük bir abla
kuşlar hep bir alt katta
dağılırsa dağılsın
yüzün gamsız bir kurşuna
bıçaklardan yol yapsan da
ulaşamazsın sonsuza
atamıyorum
beynime içirdiğin lanetleri
bir gün atarsam bile
unutmam hiç hayaletleri
ertelenmiş bir virgülün
dengi değil artık hiçbir soru işareti
ölüler içinde en heyecanlısı benim
ev diye sırtımda taşıdım bir harabeyi
düğümlere hayran bir kelebeği
ikiye böler
bir çocukluk resminin sessizliği
hiç akılda kalmayan
yabancı bir kelimenin
kırgınlığa uzanan elleri
bağırıyordu herkes
birden kesildi sesleri
—belki de nefesleri
çözündü yumruklarıma
takıldı aklım
çökeldi yankım
onlar toplarken ağaçlardan meyvelerini
ben bir darağacında
asılı kaldım
dar ve karanlık
bir koridordan daha dardım
bilmiyorum hiç ne kadar
ama herhalde
kendime yetemeyecek
kadar vardım
kızıl yangınlara
yardıma koşardı yine de
küle dönmüş
tahta atım
Kayıt Tarihi : 16.2.2025 00:04:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!