Sevgilim,
Sana bu mektubu otuzuncu günden yazıyorum. Yani seni özleyişimin üçüncü asrından, arkanda bırakıp gidişinin sanki daha şimdi olmuş gibi üçüncü saniyesinden.
O gün ellerimi tuttuğunda, on yaşındayken kaldığım yatılı okulun bir cuma akşamı gibiydi. Birazdan evci çıkacak kızın içindeki kıpırtılar gibi, kalbimin sesleriydi o hisler. Sen benim evimdin. Sen, benim onca acı günden sonra evci çıktığım evimdin. Parmak uçlarımdan öpüp ellerimi seviyordun.
Beni seviyordun. Sen beni seviyordun.
Sonra beni bırakıp gitmek zorunda kaldın ve ben arkanda, o ranzasına oturup ağlayan kız çocuğu oldum yeniden. Bu koca dünyada tek başıma kalmış gibi, sanki bir daha gelip beni almayacakmışsın gibi içim yandı. Her saniye içimde koca bir boşluk oldu. Ellerimi tuttum, ellerimi tuttun diye.
Bir yol olsa, adımlarım karanlıkta seni bulmaya yetecek kadar güçlü olsa… Sana koşsam sevgilim. Öyle hızlı koşsam ki ayaklarım yerden kesilse, zaman durmuş gibi gelse. Sadece sen ve ben kalsak. Nefesin nefesime karışsa… “Göğsümün içinde bir ateş var, sana sarılınca geçecek gibi” demiştin. Yakıyordur o ateş seni de şimdi. Hem havalar da soğuk; ellerin üşüyordur sevgilim. Ellerini ellerimde ısıtsam, avuç içlerinden öpsem…
Biliyorum, ne yapsam hep eksik kalıyor. Mesela seni hak ettiğin gibi sevemiyorum galiba, özlemimin beni nasıl ateşlerde yaktığını anlatamadığım gibi. Kelimelerim hep yetersiz kalıyor sana, sevgilim. O yüzden yırtıp attım onuncu günün, yirminci günün, yirmi beşinci günün, yirmi dokuzuncu günün mektuplarını. Bütün mektupları yırttım attım. “Seviyorum” yazdım, eksik kaldı. “Özlüyorum” yazdım, eksik kaldı. “Ölüyorum” yazdım, yine eksik kaldı.
Sanki göğsümün ortasında bir pencere var ve o pencereden sadece sen bakıyorsun. O yüzden nefes alıyorum, o yüzden kalbim hâlâ atıyor ve o yüzden hâlâ hayattayım.
Seni özlemenin ne olduğunu anlatmam gerekse, bir denizi avuçlarıma doldurup taşıyamadığımı söylerdim. Ellerimden kayıp giden su gibi akıyorsun zamanın içinden, ama ben hep ellerimde seni tutmaya çalışıyorum. Ne yaparsam yapayım, özlemim sana yetişemiyor sevgilim ve bu özlem bir hançer gibi sol yanıma batıp batıp çıkıyor.
“Kavuşacağız, bekle” dedin. Bekliyorum, sevgilim. Peki daha kaç gün geçmeli? Kaç kilometre daha koşmalıyım bu özleminin peşinden?
Kiyaz
Kiyaz Arzu KılınçKayıt Tarihi : 15.1.2025 13:52:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!