Ben kolay kolay açmam yüreğimi,
Kırma gölümü dedi.
O böyle söyleyince içimde bir fırtına koptu.
Yitiğini bulmuş bir meczuba,
Dünyayı bahşetmiş olduğunu bilmiyordu.
Bana yüreğini açınca,
Allah'a inancımın arttığını farketmiyordu.
Ben ki kör kuyularda kalmıştım,
Üstelik Yusuf un kalbinden fersah fersah uzak,
Züleyhanin aşkına henüz Mazhar olmamıştım.
Sen yüreğinden akanla beni kirlerimden temizleyince,
Bende yeşeren aşk gülleri,
burcu burcu kokular yaydı etrafa.
Hoş geldin.
Buyur burası kalbim.
Kurul kuş tüyünden yaptığım tahtına.
Ve emret Süleyman makamında.
Davudi sesinle sen konuşmaya başlayınca,
Her şey sustu.
Hiçbir ses haya perdesini yırtıp,
Değmedi kulaklarıma.
Önce damla damla,
aşka susayan dudaklarımı ıslatan sevgin;
Sonra gürül gürül bir nehir gibi aktı yüreğime.
Uzak diyarlarda sürgüne yolladığım duygularım,
Memleket yoluna revan oldu.
Dilimde adınla şahlanan atlar,
Dört nala kanatlanıp sana doğru şiir olup aktı.
Ömrümün, senden sonra diye başlayan,
Ak kağıtlarda al al,
alev alev cümleler yazdığım
yüzümde mahcup ifadeler bırakan,
Yepyeni bir merhalesindeyim.
Sana dair başlayan,
Ve sana dair sürekli bir devinim içinde olan,
Sözler,
Musikisi gönlü teskin eden ritimler,
Parıltısı göz alan eşyalar,
Hayatı besleyen iksirlerle zenginleşen,
Bu yeni sayfayla ben,
geçmişime yabancılasiyorum.
Unutuyorum ömrümün köhnemiş,
Karanlık delhizlerde çürümüş,
Yarıklarından zorla nefes almaya çalıştığım kalıplarını.
Unutuyorum hayalimin kanatlarını kıran,
Beni bir yaralı bir kuş gibi öttüren acılarımı.
Yanılgı yanılgı büyüyen yenilgilerimi,
Köşelere sinerek çektiğim iç geçirmelerimi,
Uzaklara dalıp dalıp dinlediğim türkülerimi,
Ve
Annemin şefkatine duyduğum hasretimi.
Allah sana ne verdiyse,
Kalkıp sende onu verdin bana.
Cömert ırmaklar gibi aktın vadilerime.
Bereket üstüne bereket,
Rahmet üstüne rahmet hasat ettim,
Nadasta unuttuğum yürek ülkemde.
Ömrümün senden sonra diye başlayan safhasında;
İlmek ilmek aşk elbiseleri dokudun üstüme.
Unuttum üşümek nedir,
Yetim kalmak nedir,
Öksüzlerin baktığı pencereler nerdedir,
Vahşetin pençesinde kararan vicdanlar kimdedir,
Çocukları kanatan bombaları kim atıyor,
Anaları ağlatan savaşlar kimin eseridir.
Sen elest bezmini hatırlatan kocaman gözlerinle,
Zifiri karanlık dünyamı aydınlatinca;
O karanlık dünyadaki bütün ucubelerden,
Korkunç çığlıklardan,
Umutsuzluktan,
Kan revan hıçkırıklardan,
Sonu ayrılıkla kirlenen aşklardan berii durdum ben.
İçimde güneşler bırakan,
Saçlarında ilk baharı taşıyan çocuklar doğurtan,
Ve o çocukları refah içinde yaşatan,
Nal sesleriyle dolup taştı kulaklarım.
Ve şimdi yine hoş geldin.
Ruhumun yoldaşı,
Yüreğimin kıblesi,
Yolumun ışığı,
Sevdiğim.
Tarık Ağalar
Kayıt Tarihi : 23.2.2026 00:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!