Derin bir uykudaydım,
Gözlerimi açtığımda,
Sen yoktun yanımda.
Her anı senle dolu aklım,
Sanki artık sensizliği, sessizliği benimsemiş,
Alışmıştı.
Hayaldi sana dokunabilmek,
Gökyüzünün mavisine dokunabilmek gibi.
Kaybolmak gözlerinde,
Denizin mavisinde kaybolabilmek gibi.
Tutabilmek ellerinden,
Hissedebilmek nefesini,
Göz yaşlarımın uzanamayacağı kadar derinde,
Kırgınlıklarım, üzüntülerim benim.
Bir deniz kıyısında dokunsan yüreğime,
Okyanusun ortasında,
Bir dağın tepesinde dokunsan,
Dünyanın öbür ucunda duyulur haykırışlarım.
İşte bu gördüğüm İstanbul,
Denizin üstünde sis bulutları,
Halici ayrı, Sütlücesi ayrı,
Şu karşıda görünen kule,
Şehrin tacı… Galata diyorlar eskiden beri.
Öyle kalmış adı;
Bugün durgun, sessiz, suskun.
Bugün yalnız, gece yorgun.
Tıpkı benim gibi.
Sen bilmezsin ama,
Beni vuran yokluğun,
Kayıp bir aşk benimki.
İmkansızdık aslında,
Bilsek de kavuşamayacağımızı,
Eremesek de vuslat denilen sona,
Son bir defa denemek istedik,
Yaşamak istedik birbirimizi.
Ben çok saf,
Nasılım biliyor musun?
Denizim olan gözlerinin derinliklerinde,
Nefesinle fırtınaya yakalanmış,
Gemisi parçalanmış,
Gemi'sini son limanına çekmiş.
Nereden başlayacağını,
Gece,
Gökyüzü ay ile birleşince...
Sabah,
Güneşi görünce,
Dünya böyle mutlu oluyor,
Ben mutlu olamıyorum.
Soğuk, sessiz, anlamsız bir gün,
Ve günümü anlamsızlaştıran
Senin yokluğun.
Şehrin sokaklarında öylesine yürüyorum,
Üzerime yağan kar tanelerini sayıyorum.
Sen, yaz günlerinde
Savruldum anne,
Oradan oraya, kıyıdan ortaya.
Sırtıma yük koydular, çekildiler bir kenara.
Ortada koydular,
Baktılar, seyrettiler.
Dağ gibi dediğin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!