Kalemimden dökülen söz, Adem’in ahından gelir,
Topraktan yaratıldım ben, ruhum Rahman’dan gelir.
Cennetin bağlarında gezdim, emre boyun eğdim,
Bir anlık gafletim oldu, gözüm yasak meyveye erdi.
Ya Rab, Sen öğrettin bana isimlerin tamamını,
Meleklere secde ettirdin, bildirdin insanın şanını.
Ne var ki nefsin sesi, fısıldadı şeytan ile,
Unuttum ahdi misakı, ağladım pişmanlık ile.
Cennetten yeryüzüne indim, bir sürgün değil ibret,
Her adımda tövbe ettim, kalbim dolu hasret.
Toprak sertti, rüzgâr yabancı, gök uzak göründü,
Ama rahmetin umudu, her secdede göründü.
Havva yanımda bir emanet, kader yoldaşım oldu,
Gözyaşımızla sulandı, yeryüzünde ilk tohum doldu.
Çalışmayı öğrendik biz, alın teriyle ekmeği,
Sabırla öğrendik kulluğu, gecede gündüz emeği.
Dedim ki: “Ya Rab, zulmettik biz kendi nefsimize,
Bağışlamazsan bizi sen, kim gösterir merhamet bize?”
Sen kabul ettin tövbemi, rahmetinle sardın beni,
Affın öğretti evladıma, umudu, secdeyi, dini.
Ey benden sonra gelen, ey soyum, ey insan oğlu,
Benim düştüğüm hatadan ibret al, olma dolu.
Dünya geçici bir menzil, nefs ise azgın at,
Kurtuluş tövbede gizli, kapın her daim açık kat.
Kalemim şahit olsun, sözüm vasiyet kalsın,
Günahın çok olsa bile, rahmetten umut alsın.
Ben Adem’im, hata ettim, ama umudu bırakmadım,
Rahman’a yöneldim daima, kapısından ayrılmadım.
Kayıt Tarihi : 25.12.2025 11:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!