Kalemimi kırmıştım
Bır daha resim yapmamak üzere
Karakaplı bir defterin
Rutubetli anılarında hapis olmuştu hayellerim
Yine aldım elime kalemi
Seni çizdim ilk önce
Gözlerinden başladım
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




pek güzeldi.....kaleminiz daim olsun
Güzeldi şiir, kutlarım yüreğinizi beğeniyle okudum. Selam ve saygılar...
bir ressam olsaydım eğer
fırçamla çizmeye değer
yalnız seni düşünürdüm
renkleri sende görürdüm
uzun gece saçlarına
denizin dalgalarını
karıştırıp karıştırıp
siyaha en çok gidecek
bir çiçekle yakıştırıp
çerçevesini yapardım
güneşin ışıklarını
gözlerine yansıtınca
gökyüzüde kıskanırdı
o mavi bakışlarını
hilalden yay kaşlarını
bir ressam olsaydım eğer
dudaklarını anlatan
o al rengi bulmak için
çiçeklere danışırdım
gelincik mi gül mü diye herhalde çok uğraşıtdım
seni resmedebilmenin
zorluğuyla savaşırdım
bu da benden olsun dedim.gönlünüze sağlık
Bir sevgili süsler hayallerimi,gardiyansız gelir geceye
deniz gözlüdür, kahkülleri taşar tuvalden
pembe yanaklarını çizmeye yetisir paletteki son boyam
sözde sarı olacaktı saçları,ne farkeder,sarımtrak da benim rüyam
gem vurulurmu hayallerime,sığarmı hücrelere daracık dünyam…
Rıfat Gürsoy
Kalem kırmak kolay değil,ama sonrasında kırılan kalemi yeniden eline almak-yiten hayallerinin ardından yeni hayallerle doldurmak bembeyaz sayfayı hiç kolay değil............
Ömrümüzün neye yetip neye yetmeyeceğini nasıl bilebiliriz ki?Kapkara gözlerde kaybolurken bir çift göz,ve yine kapkara saçları diline ve kalemine dolarken ağırlığınca umutların,biterken ömür yetirilemeyecek resim,yine hapsedilebilir mi kapkara bir deftere,kapkara bir yazgıyla?
Hep karalara bağladım satırları lakin kara her vakit kem değildir....Bir örnek vereyim:))
Ezelden ebedim yaz,yerim yamacın olsun
Meyletme karasına,sevdamız mavi kalsın
Sensizim gülmez yüzüm,söyle 'can' sen ne halsin?
Zaman vurur yarını,senle ok karasevdam:)))
Çok sevdiğim ağabeylerimin -ablalarımın olduğu grup Şerenka da bir atışma yapmıştık ve rengine kar desek te asliyette aydınlığını nakışlamıştık satırlara,karanın......
İnşallah bilnen rengin,bilinenen manasının aksine,apaydınlık bir yağmur yağar göğsüne ve huzurun rengiyle ısınır sevgiyle,bedenin.............
Fatima Hanım'a katılıyorum.....Harikulade bir şiir...........
Bu şiir ile ilgili 5 tane yorum bulunmakta