Kainatın Tılsımlı Anahtarı Şiiri - Ali S ...

Ali Sinkay
289

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Kainatın Tılsımlı Anahtarı

Nûr-u Âzam: Kâinatın Tılsımlı Anahtarı

Karanlıktı âlem, bir matemhâne-i umumiydi dünya,
Varlık manasız bir karmaşa, insanlar sahipsiz birer yetim.
Ne zaman ki Sen doğdun, ey Sevgili, ey Habîb-i Kibriyâ!
Zamanın çarkı durdu, kâinat nefesini tuttu hürmetle.

Sen, kupkuru çöllerde açan o Gül-i Muhammedî,
Sen, varlığın çekirdeği, yaratılış ağacının en tatlı meyvesi.
Dost bildiklerimizin yüz çevirdiği o soğuk asırda,
Isıtan bir güneş gibi doğdun buz tutmuş kalbimize.

Bak, Asâ-yı Mûsâ iniyor zamanın bağrına, küfrü parçalıyor!
Ve o yarılan denizin içinden,
Nûr’dan bir kafile yürüyor.

En önde Sen…
Ardında Âdem, Nûh, İbrâhim, Îsâ…
Bütün peygamberler,
Senin arkanda saf tutmuş birer asker.

Sen ki Hatm-i Enbiyâsın,
Nübüvvet kitabına vurulmuş ilâhî mühür.
Senin “Lâ ilâhe illallah” diyen o mübârek dilin,
Kâinatın en gür sadâsı, Hakk’ın en keskin kılıcıdır.

Sen duâ edince yer sarsılır,
Gök ağlar, melekler “Âmin” der.
Çünkü Sen istenilensin,
Sen beklenilensin,
Sen sevilensin.

Dostlar bizi terk ederken,
Sen bırakmadın bizi yâ Resûlallah!
Hatırla o geceyi;
Burak’ın sırtında şimşek gibi yükselişini…

Yıldızlar kaldı geride,
Zaman büküldü, mekân dürülüp kaldırıldı.
Cebrâil bile durdu;
“Buradan ötesi yanmaktır” dediği o sınırda.

Sen yürüdün…
Yalnızca Sen.
Kâb-ı Kavseyn makamına.

Perdeler kalktı,
Cemâl-i Bâkemâl göründü gözlerine.
Rabb’inle baş başa kaldığın o mukaddes anın şerefine,
Biz yetim ümmetini de aldın
O şefkat hırkanın altına…

İşte gerçek dostluk budur,
İşte hakikî aşk budur!

Şu kitâb-ı kebîr-i kâinatın
Tercümân-ı ebedîsi Sensin.
Eğer Sen gelmeseydin,
Kim okuyabilirdi bu manasız yazıları?

Kim bilebilirdi ölümün bir hiçlik değil,
Ebediyete açılan bir kapı olduğunu?
Aklımız felsefenin bataklığında boğulurken çaresiz,
Senin getirdiğin Nûr ile aydınlandı
Varlık da yokluk da.

Senin davan kuru bir iddia değil,
Şahitli, ispatlı bir hakikattir.
Mucizelerin şahit,
Şeriatın şahit,
Ahlâkın şahit…

Ve en büyük şahidin,
Bizzat Seni yaratan
Zât-ı Zülcelâl!

Bizler, âhir zamanın fırtınasında
Kanadı kırık kuşlarız Efendim.
Dünyevî aşklar bizi yaktı,
Dost bildiklerimiz sırtımızdan vurdu.

Elimizde kalan tek sermaye,
Sana olan o mahcup sevgimizdir.
Ey Medîne’nin gülü!
Ey gönüllerin sultânı!

Risâle-i Nûr’un diliyle,
Asâ-yı Mûsâ’nın hüccetiyle yalvarıyoruz:
Bizi nefsimizin eline,
Dünyanın vefâsızlığına bırakma.

Senin sancağının
(Livâü’l-Hamd)
Gölgesinden başka sığınak yok bize.

Bizi Allah’a götüren yol Sensin,
Bizi Bâkî olana sevdiren Sensin.
Şâhit ol ki;
Senden başka sevgili,
Allah’tan başka İlâh tanımıyoruz!

Ali Sinkay
Kayıt Tarihi : 22.1.2026 10:17:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!