KÂİNÂTIN KALBİ
Habîb’in yattığı o yeşil türbe
Güneşin gururla, battığı yerdir.
Müezzin mahfeli, vedâ tepesi
Kur’an bülbülünün, öttüğü yerdir.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Kendisine çeker götürür ora
Gerçek âşıkları düşürür kora
Say ile isti’lâm tavaftan sonra
Hüccâcın zemzemi, tattığı yerdir.
ALLAH HACCINIZI KABUL ETSİN GERÇEKTEN DE KENDİSİNE ÇEKİYOR İNANANLARI....HELE HELE KABENİN GÜZELLİĞİ İHTİŞAMI MEDİNENİN HUZURU CENNET BAHÇESİ HZ. MUHAMMEDİMİZİN YATTIĞI MEKANI GEZDİĞİ KALDIĞI YERLERİ ÇOKKK MUHTEŞEMDİ....RABBİM ARZU EDEN BÜTÜN DİN KARDEŞLERİMİZE ZİYARETİ NASİP EYLESİN KUTLARIM DEĞERLİ KALEMİNİZİ KARDEŞİM...
Habîb’in yattığı o yeşil türbe
Güneşin gururla, battığı yerdir.
Müezzin mahfeli, vedâ tepesi
Kur’an bülbülünün, öttüğü yerdir.
Etme n’olur bizi, garip, gureba
Îmansız gönüller dünden harâbe
Kutsal beldedeki Ravza ve Kâbe
Gönlü yananların, tüttüğü yerdir.
Hûriler, kılmanlar orada sâki
Cennet şarabından sunarlar tâki
Cennet-ül muallâ, Cennet-ül bâki
Müjdeli kulların, yattığı yerdir.
Kendisine çeker götürür ora
Gerçek âşıkları düşürür kora
Say ile isti’lâm tavaftan sonra
Hüccâcın zemzemi, tattığı yerdir.
Kara, cûşa geldi söyledi yine
Hâlâ taş atan var, o ekmel dîne
Arzın merkeziyse Mekke, Medîne
Mâzinin kalbinin, attığı yerdir…
________________________________
yüreğinize sağlık hocam.
Arzın merkeziyse Mekke, Medîne
Mâzinin kalbinin, attığı yerdir…
Rabbim o mübarek beldeleri görmeyi arzulayan gönüllere en kısa zamanda nasip eylesin inşaallah...
Mükemmel bir anlatımdı, gönül dolusu tebrik ve takdirlerimle.
Arzın merkeziyse Mekke, Medîne
Mâzinin kalbinin, attığı yerdir…Evet abim, ne güzel tanımlamışsınız.Dahada ötesi;Korları arza ulaşan yüreklerin,bir bütün halinde attığıyerdir.
TEŞEKKÜRLER ÜSTADIM BÖYLESİ ŞİİRLERİ BİZLERE ARMAĞAN ETTİĞİNİZ İÇİN,YÜREK SESİNİZ HİÇ SUSMASIN,
SEVGİ VE SAYGILAR SUNARIM...
Yüreğinize sağlık.Kutluyorum.
Kara, cûşa geldi söyledi yine
Hâlâ taş atan var, o ekmel dîne
Arzın merkeziyse Mekke, Medîne
Mâzinin kalbinin, attığı yerdir…
Anlam güzel, anlatım harika. kutluyorum şairimizi. saygılarımla.
Hanifi Bey!
Can u gönülden kutlarım Erbabına selam olsun Kabul buyurun tam puan muhabbetle
buda acizane benden olsun
selam ve dua ile
Görse dünyalık peşinde koşanlar,
Nefse uyum heva peşinde coşanlar,
Üç günlük dünya için dağlar aşanlar,
Dünya da dünyalıkların battığı Yerdir.. Bilal ÖZCAN
Bu şiir ile ilgili 8 tane yorum bulunmakta