Kendisiyle alaylar eden olgun derviştir,
Nazım’dan şiir okur, Ozan Kahtalı Mıçe
İyileri övmüştür, kötüleri yermiştir,
Marks sözüyle ezberi bozan Kahtalı Mıçe.
Halkının kültürüne sevgi saygı beslerdi,
İnsanların yüreği mutlu olsun isterdi.
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Sayın Mahmut Cantekin katkınız için teşekkür ederim.
KÂHTALI MIÇE'YE AĞIT
Güle güle git dostum Kâhta’nın yiğit sesi,
Giden bedendir Mıçe baki kalır hoş sedan…
Sen tanıttın ilçeyi davet ettin herkesi,
Giden bedendir Mıçe baki kalır hoş sedan…
Birer esmer çocuktuk Kâhta bizim yuvamız,
Bağ bahçeydi her taraf tertemizdi havamız,
Sevgi saygı özümüz insan kalmak davamız,
Giden bedendir Mıçe baki kalır hoş sedan…
Dişinle tırnağınla oldun halkın adamı,
Yitirmedin özünü bildin yolu yordamı,
Bağrına bastı seni korudu mahpus damı,
Giden bedendir Mıçe baki kalır hoş sedan…
Türküler dile geldi can buldu gür sesinle,
Yürek sesi şiirler gürledi nefesinle,
Dillere destan oldun iyilik hevesinle,
Giden bedendir Mıçe baki kalır hoş sedan…
Cantekin der: can dostum Kâhta sana minnettar,
Nice kalplere girdin sesin oldu anahtar,
İlçemize faydanı tartamaz hiçbir kantar,
Giden bedendir Mıçe baki kalır hoş sedan…
15 ŞUBAT 2025 CUMARTESİ – MEZİTLİ / MERSİN
SAAT:17.04
KÂHTALI MIÇE'YE VEDA
Yıl iki bin yirmi beş bu gün on altı Şubat,
Yer üstünde son günün güle güle git Mıçe…
Bu Dünyayla kesildi artık senin irtibat,
Yer üstünde son günün güle güle git Mıçe…
Kâhta kalkmış ayağa omuza almış seni,
Adın sesin tarihtir toprak sarar bedeni,
İyi insan olmandır bu ilginin nedeni,
Yer üstünde son günün güle güle git Mıçe…
Gözlerde yaşlar akar sevgi saygı sel gibi,
Geldi geçti bir ömür bu dünyada yel gibi,
Nice çileler çektin gülemedin el gibi,
Yer üstünde son günün güle güle git Mıçe…
Gece gündüz çalıştın oldun bizim sesimiz,
Kâhta güzel sevdamız canımız nefesimiz,
Sıla doğduğumuz yer bizim son adresimiz,
Yer üstünde son günün güle güle git Mıçe…
Cantekin der; ağlarım senle çoktur anımız,
Kâhtalı Mıçe sensin gururumuz şanımız,
Kardeşlik için attı her gün bu sol yanımız,
Yer üstünde son günün güle güle git Mıçe…
16 ŞUBAT 2025 PAZAR – MEZİTLİ / MERSİN
SAAT: 13.00
Sayın Mahmut Cantekin katkınız için teşekkür ederim.
Sayın Orhan Erdoğan, katkınız ve değerlendirmeniz için teşekkür ederim.
Sayın Mustafa Bay katkınız ve değerlendirmeniz için teşekkür ederim.
Üzüldüm,
Yerlerine gelen olmuyor artık Halk Ozanlarının,
Halkıyla bütünleşen Türkü ustalarının,
Allah'tan rahmet dilerim Kahtalı Miçe'ye,
Şiir için tebrikler, teşekkürler Nevzat Bey...
Sayın Mustafa Bay katkınız ve değerlendirmeniz için teşekkür ederim.
Büyük hayaller incinmişliğini kaybetmeler durağında bekliyor. Gidişleri kabullenmek çok zor. Sanki yuvadan bir kuşun uçması gibi. Ne diyelim
Başımız sağ olsun. Zaman her şeyin ilacıdır sözü de yalan kalıyor bazen.
Öyle olsaydı acılar hep taze kalır mıydı.? Acı limitleri dolu alev topu gibi
şiirler umarım adreslerine sağlam ve pürüzsüz ulaşıyordur. Hüznü de
sevindirmemek lazım. Duygusal yönü mükemmel
şiirinize tebriklerimle.
Sayın Orhan Erdoğan, katkınız ve değerlendirmeniz için teşekkür ederim.
Bu şiir ile ilgili 7 tane yorum bulunmakta