Bir acizane olarak geldiğimiz dünyada,
Nimetlerine şükürden gayrı ne işimiz ola,
Mislisinide nasip etsen bu nankör kullara,
"İnsan-ü kefferün" bilir mi hamdı Allah'a.
Bir damla rızkından alemlere yağmur yağıyor,
Hastalık, Allah'tan gelen bir müsibet mi,
Yoksa beni hatırlasın diye bahşettiği servet mi,
Bu hastaneler olduğu müddetçe böyle insan seli,
Aciz insan anlamaz sadece bilir vücudu sıhhiyetini.
Allah sevmediğine kendini ne diye hatırlatsın,
Sevenlerime ve dahi sevdiklerime,
Severim deyip kahpelik edenlerime,
Bastığımda bağrıma hain kör düşürüp,
Zat-ı Âlimi yakmaya yeltenenlerime,
İlim deryası başsız kaldı gayrı,
Lale devri deryada bitti gayrı,
Bayraktarıydı ol ilm-i tarihin
Ehiller kutubsuz, nafile gayrı,
Ey Sultan-ı Azimüşşanın kardeşi,
Ne kadar alâ olsa yeter mi sevgi.
Satrımda saklı bir gönülden kelamım,
Asırlar şahit olmadı hak kalemi.
Gönül doldu gayrı kabul etmez âh,
Çeksem ,kendimi yesem gayrı âh.
Suçum neydi ki kader çektirdin âh,
Ne gelirse o'ndandır başıma taç.
Engel mi istersin çeşm-i nûr-î ay,
Ne olur artık uykundan ol bi ây.
Sanmakla geçer mi seneler bin ay,
Allah su-i zannı affeder mi hiç.
Gökte gördüğünüm Şems alâ benim ,
Olmasam gecen kara, kamer benim,
Sen ne sanarsın kendini Ey gafil,
Sanıp erişeceğin alâ benim,
Oldu eller şad, iydi milatta,
Emin ol nûr-ı şems, ay nazarda.
Emîn olmaz mı söylenen kelam,
Kalbim eminim diye atmakta,
Örtülmüş olan hayır kisvesine,
Mühr-ü sâdıkin kalem çevresine,
Erlikte Alâyül İliyyin olan,
Rayihay-ı cemîl zat-ı şol sine,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!