Ey Sultan-ı Azimüşşanın kardeşi,
Ne kadar alâ olsa yeter mi sevgi.
Satrımda saklı bir gönülden kelamım,
Asırlar şahit olmadı hak kalemi.
Gönül doldu gayrı kabul etmez âh,
Çeksem ,kendimi yesem gayrı âh.
Suçum neydi ki kader çektirdin âh,
Ne gelirse o'ndandır başıma taç.
Engel mi istersin çeşm-i nûr-î ay,
Ne olur artık uykundan ol bi ây.
Sanmakla geçer mi seneler bin ay,
Allah su-i zannı affeder mi hiç.
Gökte gördüğünüm Şems alâ benim ,
Olmasam gecen kara, kamer benim,
Sen ne sanarsın kendini Ey gafil,
Sanıp erişeceğin alâ benim,
Oldu eller şad, iydi milatta,
Emin ol nûr-ı şems, ay nazarda.
Emîn olmaz mı söylenen kelam,
Kalbim eminim diye atmakta,
Örtülmüş olan hayır kisvesine,
Mühr-ü sâdıkin kalem çevresine,
Erlikte Alâyül İliyyin olan,
Rayihay-ı cemîl zat-ı şol sine,
Meydan-ı er silkin gayrı kork o arslandan,
Ulu pehlivan çıktı gayrı o mindere,
Han-ı meydanda Âl-i cismi çok şanından,
Allah'ımın arslanı inlet arşı kükre.
Murâdı kazanmak olan umutlanmaya,
Mekke'yi aydınlatan bir pûrnûr göründü semada,
Ulu önderin cihanı müşerref kılacağı anda.
Hakkın batıla galip geleceği müjdelenmişti,
Ahmet ism-i şerifi nebilere sunulduğunda.
Ötüken yurdunda doğdu
Altaylarda at koşturdu,
Bozkır toğrağıdır yurdu,
Atamdır nizam veren Türk.
Göç etti yıktı Roma'yı
Hoş geldin ya şehr-i ekber-i alâ,
Gurbet içimi boyadı ala,
Külli Müslim olur şâd görüp çehrin,
Analarından ayrılar ağlaya,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!