17 Ekim... / Mavisine Siyah Düştü Gecelerimin.
Sürgündeki Sevdalara;
Boşuna heveslenme etmem sana intizâr,
Ben seni kaderime nakışlar gibi sevdim.
Bu ahsen-ül kıssa da değse de aşka nazar,
Nehirlerde tersine akışlar gibi sevdim.
Hadi sende vur
Adettendir,seven vurulur
Sevilenindir gurur
Sevgi dolu dizgin
Sevgi içten
Sevgi savunmasız
Devamını Oku
Adettendir,seven vurulur
Sevilenindir gurur
Sevgi dolu dizgin
Sevgi içten
Sevgi savunmasız




AŞKIN GÜCÜ KAFDAĞLARINI AŞMIŞ…
- Kafdağı Sevdaları -
Sürgündeki Sevdalara;
Boşuna heveslenme etmem sana intizâr,
Ben seni kaderime nakışlar gibi sevdim.
Bu ahsen-ül kıssa da değse de aşka nazar,
Nehirlerde tersine akışlar gibi sevdim.
*
Aşka nazar mı değmiş ne?..
Yok canım, ben aşka nazar değeceğine pek fazla inanmıyorum. Belki insanlar nazara gelirler, ama aşklar…
Aşka aşık, aşka mahkum gönül ehlileri, aşklarını yazılmış kaderlerinden sayıp nakış nakış işlerler, yüreklerine. Kaderinden sayarlar, kalplerine kazdıkları, ruhlarına yazdıkları aşklarını. Bir hikaye, bir masal, bir kıssa güzelliğindeki aşklar nazara gelse de, nazarların yönünü ters düz edip bu akışı, aşkın gücüyle tersine çevirir. Zor olanı gerçekleştirerek ırmakların akışını değiştirir gibi aşkı yeniden dolması gereken gönül ülkesinin ummanına akıtır.
İntizara ne gerek!..
Ölümüne sevenin sabırla ve azimle aşka tutunuşu işte bu…
*
Asırlara dokundu sana değmeyen yüzüm,
Yıllar, yollar eskidi tükenmedi gündüzüm,
Kapından kovsan bile yüksünemem can özüm,
Seni şahikalarda çakışlar gibi sevdim.
Aşkta hayal olmazsa, aşkta ümit olamazsa; aşk gerçekliğini, aşk kutsiyetini, aşk yaşanabilirliğini, aşk vuslata ermenin güzelliğini, aşk hayata heyecan ve renk katan özelliğini kaybeder.
Bu yüzdendir, sabrın değer kazanması; bu yüzdendir, azmin zafer kazanması.
Bu yüzdendir, aşkın geçip giden yıllarla, uzayıp giden yollarla aynı güzergahta yol alması…
Bu yüzdendir, gecelerin karanlığına gömülmeden hep gün gibi, gündüz gibi gönüllere doğması…
Bu yüzdendir, seven kovulsa bile kovulmayı uzaklaşmak addetmeyip, “Dilimin dediğine değil, gönlümün dediğine bak!..” demiş gibi kabul edip yüksünmeden daha da yakınlaşması…
Aşkın, ayaklar altına alınması düşünülemez...
Aşk, basit gönüllerde, gereksiz çarpan kalplerle yaşanamaz.
Aşkla çarpan kalpler en yücelerde çakan şimşekler gibi etkili ve dünyaları aydınlatacak, yürekleri titretecek kadar ışıltılıdır.
Aşkı saklamak, güneşi saklamaya benzer.
Aşkı görmemek ve yaşamamak gündüzü kabul etmemek gibidir.
Aşk; gecelerin değil, gönüllerin ışığıdır…
*
Canıma sızın düştü kimseye ses etmedim,
Bahtım sevdaya küstü yine de pes etmedim,
Umudum tükense de ele heves etmedim,
Çıkılması farz olan yokuşlar gibi sevdim.
Aşkın kaç hal’i vardır diye sorsak, bilmem kaç kişi bilmem kaç halini sayar. Bir benzetme ile hiç düşünmeden beş hali var desek…
Aşkın hallerinden biri cefadır. Cefasız aşk, ateşsiz fırın gibi pişirmez. Sızısız, acısız aşkta pişmek olmaz. Vuslata gidiş yolundaki sivri taşların acı veren batışları gibidir, aşkın cefası. Aşka nasır tutmayan gönüller, ölümsüz sevmelere tahammül edemezler.
Pes etmeden, aman demeden, umutsuzluğa kapılmadan, başkalarına yönelmeden ve hatta imrenmeden, girilen aşk yolundan sapmadan, çıkılması gereken yokuşlar gibi zorlu bir tırmanıştır aşk.
Ah, ne güzel ifade edilmiş, gerçek aşkın gücü…
*
Sen benim herşeyimken ben sana el gibiydim,
Yalnızca sevdiğine dillenen gül gibiydim,
Yandığının farkında olmayan çöl gibiydim,
Hasretinle harlanan yakışlar gibi sevdim.
Aşkta, aşkı olduğunca içselleştirmek, aşkla yoğrulup dile gelmek, her şeyi olarak düşünüp yaşamak, biraz insanı mecnunlaştırır. Kendini aşk adına bir başkasına adamak, insanı iradesizleştirir, mantıktan, akıldan mahrum kılar. Bunun için, aşka düşenler “ya hep, ya hiç!..” demekten kendilerini alamazlar.
Aşıkların tek düşündükleri, kendilerini aşka, dolayısıyla da maşukuna adamaktır.
Sadece sevdiklerine gül olur açarlar, açılırlar. Sadece sevdiklerine, çöldeki kum taneleri gibi sevgileriyle çoğalırlar.
Aşkın bir başka hal’i de hasrettir, özlemdir.
Uzak kalıp yanmamak, hangi aşkın marifeti olabilir?
Aşk, yanarken de ölümüne sevmektir…
*
Varlığınla avundum ömrüme sefâ diye,
Korlanmış yüreğime tuz bastım şifâ diye,
Kaderine adımı yazdırdım vefâ diye,
Ömre muhayyel olan bakışlar gibi sevdim.
Aşıkların hayatlarında sefa olur mu, ey sevdalı gönül?
Vuslat olmadan, aşkın sefası sürülür mü, ey sevdayla yanan gönül?
Pişmek güzel, güzel de…
Pişmenin cefası az mı geldi, ey aşkla ölüme susayan yürek?
Yanmış, şerha şerha olmuş yürekteki her bir derin yaraya tuz basmak, aşka kanamanın ve dahi aşka kanmanın bir başka ezası, cezası mı?
Çekene vefa…
Ya bihabere?
Kaderine adını yazdırmış aşk, “vefa” demiş adına.
Vefasız aşk, gölgesiz ve meyvesiz ağaca benzer.
Aşkta vefa, hayal edilen ömre, hayal edilen hayata bir bakış, bir akış olur.
*
Kargülü ALMILA’yım bir sevdâlı hâl idim
Hicretlere adanmış aşklarda muhâl idim
Zümrüd-ü Anka gibi tek sana meyyâl idim,
Seni Kaf Dağlarına çıkışlar gibi sevdim.
-Ben seni Kaf Dağına çıkışlar gibi sevdim!
*
Karakışların, buz gibi hayatların sert soğuklarının ayazlarına meydan okurcasına açan kardelenlere benzer, Kargülü’nün aşkla aşka açışı.
Alımlıdır, çekici, cezbedici…
Kargülü, soğuk yüreklerin sevda sıcaklığının çiçeği…
Sıladan, gönülden gitme, gurbete yelken açma, aşkta hicret sayılır. Aslında hicretlerde rücu da vardır. Her gidişin bir dönüşü olması gibi. Bu hicret, aşkı var edenden başkasına değilse gidilecek en son yerdir.
Velev ki, aşkı yaşatandan, sevdaya düşürenden gidişse, maddî bir aşktan kopuşsa, zıttıyla var olmak, gönüllere sığmaz.
“İki zıd şeyin muhabbeti bir kalpte, bir arada bulunamaz. İki zıddan birini sevmek, diğerine düşmanlığı icâb ettirir.” (İmâm-ı Rabbânî)
Zümrüd-ü Anka, aşka mahbup mudur bilmem, ama her kime gölgesi düşerse onun her dileği, her arzusu, her muradı gerçek olurmuş.
Görülen o ki, Simurg’un sırtında, kanatlarının arasında aşka gölge düşürecek bu sevdalı.
Tek mayli, tek dileği ne pahasına olursa olsun, ne tür engellerle karşılaşırsa karşılaşsın, Anka kuşunun gölgesinde bahtını yaratmak, aşkına kavuşmak…
Ne güzel bir umut, ne güzel bir hayal, ey sevda gönüllü…
Anlaşılan, hayallerini gerçek yapmanın yolu, Zümrüd-ü Anka’ya ulaşmak; Zümrüd-ü Anka^ya ulaşmanın yolu da Kafdağı'na ulaşmaktan geçiyor.
Aşk için Kafdağı da ne ki?..
***
Hicret Kuşu
Kargülü ALMILA
Sevim Yakıcı
*
Bir isme iki takma ad…
Sevim; Hicret Kuşu – Kargülü ALMILA
Bir isme iki mahlas…
Muhal mi?
*
Takıldık efendim, biraz da takıldık işte…
***
Çok güzel bir şiir.
Özellikle şiire derinlik katan, anlamca şahikalara çıkartan son dizeler…
Anlatılmak isteneni yüklenmiş, seçilen o muhteşem uyaklı kelimeler.
Seçilmiş kelimelerle kurgulanmış enfes bir aşk şiiri okudum.
Kaleminize yüreğinize sağlık.
GÜNÜN ŞİİRİ OLMAYI HAK EDEN ÇOK ENDER ŞİİRLERDEN BİRİ…
Tebrik ve takdirlerim değerli zatınıza ve sanatınıza…
Sevgi ve saygı rüzgarları esenliğiniz olsun efendim.
Dostça ve sağlıcakla kalın.
30 Aralık 2012
Hikmet ÇİFTÇİ
“GERÇEK DOSTLAR BİRLİĞİ”
Kargülü ALMILA’ eserin çok güzel.
Güne yakışmış. tebrikler ve sevgiler...
'Bu şiirin hikayesi:
Ölümsüz bir sevdanın avuçlarına düşen, kızıl akşamlarda yazıldı hikaye..
Her zamanki gibi Zühre'nin ağladığı saatler dokundu sonsuzun dudağına ve sağır kalpler bile titredi o an!
Bir buse kadar sıcaktı sevgilinin alnına usulca bırakılan.
öyle dik, öyle mağrur, öyle onurlu
kırkikindileri utandıran
Ve bir kadının,
Hicretlere adaklı, ruhu çalınan bir kadının gözleri
günün battığı yerde tüllenen şafakları saydı.
Orada
O vardı! '
Hikâyesi güzel.
Güne yakışan teknik yonden hatasız hece şiiri...
keşke 'gibi sevdim' deyimini kullanmasaydı şair, şiirdeki aşka uymamış...
Boşuna heveslenme etmem sana intizâr,
Ben seni kaderime nakışlar gibi sevdim.... burda ikinci dize birinciyi anlamca bağlamamış
Asırlara dokundu sana değmeyen yüzüm - şiirin şah mısrası
Tebrikler şair...
çok güzel,üstadı ve seçki kurulunu en kalbi duygularımla kutluyorum.eyvallah
Çok güzel bir şiir. Günün şiiri itibarını hak etmiş. Dizelerde hoş bir kaside havası esiyor. Mevzu, Şaire’nin ismine de uygun olmuş. Kutlarım. Selamlar.
Gercek ask siiri yazmak cok zor.Bu siir gönlümün tellerini titretti,duyargalarini dalgalandirdi.Yüreginize,duygulariniza,kaleminize saglik.
Gecenin 05'inde salonda ders çalışırken bir gözü yol
da ; çok gecikdi! nerelerde kaldı diye bekleşirken; görememe ümitsizliği ile yanarken, bir gün telepati ile gelen mesajında başkası ile evleniverdiğini duy
dum.................................kime; neye güveneceği
ni insan bilemiyor.
NOT: PLEASE do not respond.
Hani öyle şiirler vardır ya, keşke ben yazmış olsaydım dedirtir, işte onlardan biri. Tüm kalbimle kutlarım Sevim Hanım. Sevgilerimle...
Çok güzeldi saygıdeğer şair. Emeğinize, yüreğinize sağlık. En kalbi saygılarla efendim
Bu şiir ile ilgili 38 tane yorum bulunmakta