Senin saçların sarı,gözlerin yeşil ırmak boyu.
Tenin beyaz; kar tanesi gibi.Dudaklarında hafif bir çingene pembesi gizli.Öpüşünde o yumuşak sertlik,dokunuşunda uysallık.
Neydi bağlayan bizi birbirimize?
Gözlerimizi baştan çıkaran,ellerimizi kenetleyen sımsıkı...
Ve soluğunu mühürleyen soluğuma.
Asi ruhunu sevdi belki ruhum,başkaldırını hayata ve umarsızlığını.Seninleyken bile seni düşünmek...Hele yokluğunda nasılım bu taş duvarlarda biliyor musun?
Ve gecenin dayanılmaz ağırlığı inerken hücreme duyuyorum eski bir türkü yakıyorsun odanda.
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Devamını Oku
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta