Erkeği cesareti yüceltir.Kadını ise iradesi. Bir toplumda kadınlar erkekler kadar namussuz olsaydı hiç şüphesiz o toplumda namuslu insan kalmazdı. Bir toplumu ayakta tutan ve ona güç veren kadındır. Erkekler bu güçten faydalanarak cesaretlenirler. Bu yüzden iradesini yitirmiş kadınlar korkak çocuklar türetirler. Bir toplum ise işte böyle soysuzluğa ve asaletsizliğe gider. Kadın iradesini hislerinden alır. Duyguları güçlenmiş kadın dünyanın damarlarında akan ateş nehrini hisseder. Ve böylece erkeğe yön çizer. Erkek kadından aldığı bu rehberlikle birçok şeye cesaret eder. Emin adımlarla yürümeye devam eder.
Kadın toplumu sürükler. Ayakları nereye giderse hayat o tarafa doğru akıp gider.
Toplumlar anca kadınlarına değer verdikçe değerleşirler. Bütün erkeklerin yürek ağrıları kadınları sevince diner. Bu sevgiyle tüm insanlar kurtuluşa ererler.
Kadını hor görenler dünyada mutluluk yüzü göremezler. Kadınla el ele tutuşan erkekler ve onun avuçlarından su içen erkekler bu tada hiçbir yerde erişemezler.
Kadınlar hayata güzellik katan estetik katan bir mayaya benzerler. Mayası bozuk kadınlar ise bütün toplumu çürümüş bir ekmeğe dönüştürürler. O toplumda ne bir tad olur ne bir neşe. Dünyanın en güzel işleri kadınların elleriyle ince bir zevke bürünürler.
Toplumlar işte o ellerle yani kadın elleriyle güzelleşirler.
Yaşamak ve yaşatmak adına bir şeyler yapmak isteyenler kız çocuklarının saçlarına kurdele takmaktan vazgeçsinler. Kızları kurbanlık bir koyun gibi yetiştirmesinler. Ve asla kadınları kızları ağızlarına alıp ona buna sövmesinler. Kendine saygısı olanlar küfrü ağızlarına sakız etmesinler. Gururlarını çiğnemesinler.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta