Kadın ürkek bir kuş gibidir. Sanki sonsuzluğa uçmak ister gökyüzünde. Bütün gözler onun üzerinde olsun, güzelliği takdir ve kabul edilsin ister. Bütün güzelliğine rağmen korunmasızdır. Onu vuracak taş yine onu zaaflarından vurur. Bu yüzden hep tutunacak sadık vefalı bir dal arar onu koruyacak, gözetip kollaayacak...
Gizemli bir kitap gibidir kadın. Okudunkça gizemlerinden bir bir kurtulur. Okudukça tanır, tanıdıkça daha bir seversiniz. Çünkü hiç bir varlıkta bulamazsınız ondaki sadakati, şefkati vefayı. Çünkü her şeyden önce anadır kadın ve cennetin kokusu onların ayakları altındadır. Bu lütfu hiç bir varlığa vermemiştir yaratan.
Çiçekler nasıl ki suya muhtaçsa kadında güzel söz duymak ister sevdiğinden. Çiçek misali güzel sözlerle suyla sulanır gibi kopliman yağmurlarında ıslanmak ister. Güzel söz ve takdirle daha bir güçlenir kadın. Yuvasına bütün varlığıyla sahip çıkar.
Yuvayı dişi kuş yapar demiş atalarımız. Çünkü onlar bilirler ki erkeği vezir de yapan kadındır rezil de yapan kadın. Bu yüzdendir ki kadına karşı kaba güç hiç bir işe yaramaz. Çünkü kadın bedende boyun gibidir. Farkına dahi vardırmadan erkeği dilediği yöne çevirir.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta