Sesin, damarlarıma sızan bir yeraltı ırmağı,
Her harfi şifalı bir bitkinin kökü,
Her sükûtu, dağların göğe uzanan duası.
Yüzün, kayıp bir masalın is mürekkebiyle çizilmiş haritası;
Meryem’in vebali sinmiş o sessizliğe,
Asya’nın koynunda uyanan o ilk sabaha.
Ben, taş ustasına içini döken yaralı bir harabe,
Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim
Devamını Oku
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta