Kaderin elinde bir ince sızı,
Savurmuş her yana baharı, yazı.
Dinmiyor kalbinin o sert avazı,
Kırmışlar, incitmişler, üzmüşler seni.
Tozlu yollardadır geçmişin izi,
Yaşlarla boğmuşlar gülen o yüzü.
Sönmek bilmez fırtınanın en derin közü,
Yorulmuş, çok yorulmuş yakışıklım.
Gönül kapısında kilitler paslı,
Ruhun bir köşede sessiz ve yaslı.
Zaten bu dünyadır kederin aslı,
Kırmışlar, incitmişler, üzmüşler seni.
Derman ararken hep kanamış yaran,
Vefasız dostlarmış bağrını yaran.
Viranedir artık kalbindeki han,
Yorulmuş, çok yorulmuş yakışıklım.
Lakin hiç üzülme, diner fırtına,
Yükleme dünyanın yükünü sırtına.
Güneş elbet doğar her gün katına,
Dinlen ey gönlümün yorgun masumu.
Gülüşün yeniden çiçekler açar,
Karanlıklar senden korkarak kaçar.
Ruhun bu kederden kanatlanıp uçar,
Sil o gözlerini, mahzun yakışıklım.
Sabır süzgecinden süzülsün acın,
Sükût olsun artık başındaki tacın.
Henüz tükenmedi son haykırışın,
Diril yeniden, yaralı yakışıklım.
Garip Murat der ki; dünya bir handır,
Gelip geçen dertler, hepsi yalandır.
Sana senden özge sadık yalandır,
Silkelen, kendine dön yakışıklım.
Kayıt Tarihi : 30.1.2026 19:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!