Girdi koca demir kapıdan.
Büyücek yıldızlar elmacıklarında gergin
Elmacıkları bir hasta eder adamı
Bellidir canı ucuz bunun
Kollarında ayrılık izleri.
Dokundurmuyor da gözlerine
Sakın benzeme o şehvete düşürücü yanıltgan şeylere.
Katil uşak değil bahçıvan olmasın senin yüzünden.
Burunlara kokunu, uslara göğsünü düşürme.
Katil etme bahçıvanı.
O yalnızca ekmeğinin peşinde.
Aşçıyla da görülmüşsün,
Güneşi mi sakladın kirpiklerinde?
Sanki yıllardır ateş böceğinin ardında ışık kovalamışım.
Boynumu yalazlandıran saçların yüzlerce ömür kuşanmışcasına canlı
Alnıma bir buse ile nasıl yazabildin kendini?
Geldin beni toprağa tohum ettin
Bakışlarının başladığı yerden filizleneceğim
Sevme diyenlere taptın sanki,
Öldüğüm yollara saptın sanki,
Sen benim için ne yaptın sanki,
Ben yandım, sen denizdin gelmedin yar.
Aşkın güldürmediği baş yoktur,
Belki yirmi yıl arayla aynı sokaktan geçebiliriz
Bu da bir mutluluk sebebi değil mi?
Kristalli gözyaşları dökerek kaybolsam buralardan
Henüz bulutlarını giymemiş bir gök altında
Senin bulutun ben olsam
Benim gölgem senin gölgende kaybolsa
Bu ne aymazlıktır Yarab!
Her gün yâr yolunda harap
Ne günah kaldı ne sevap
Bu aşkın hakkından gelir mi ki bir kasap?
Gecelerimde cefası
Ufak dostum Grendal bana bir gün dedi ki:
Hiçbir şey karşılıksız değildir.
Benden bozukluklar istedi,
Her bozukluğa bir mısra teklif etti.
Otuz küçük tekerleğe otuz mısra satın aldım.
Grendal pişman oldu,
Gurur en aptalca cebir,
Aptallığı tadacaksan kendini gurura çevir.
Lanet bir duygudur kalbe etmez tesir
Buna bir kapılan oluyormuş esir.
Hastalık hastalık! Tam bir hastalık
Benim gönlümde yatan, başkasının yanında uyanan yarim.
Senin yokluğunu seveyim.
Her gün ihtiraslanarak seni sevmek eylemi,
bir intihar girişimi benim için.
Ah aklımın ince hastalığı,
içimden gelmese de seni sevmek, burnumdan geliyor cancağzım..
Sen nerenin kahkahası?
Böyle aklımı göğe,
Yıldızlara savuran.
Ben nerenin delisi?
Her gün seni öldürürcesine kıskanan.
Sen bu kadar yok,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!