Benim içimdeki bu yay boşanmaz görmeden musalla taşı
Doğarken yazılmış anlıma ilaçsızdır bu derdin ilacı
Vesveseler değil musallatı bu çökkün arşın belası
Durgunluğudur bu göllerin akan derelere isyanı
Belkide dargınlığıdır bir hemşehrinin gurbet ele
Tut ki olsun sevgi acısız ve merhametli
Uyandığında yanlızsın
Avuçlarımdaki çiçek solmuşsun
Terlemiş ellerim
Kurumuş bir toprağa seni nasıl gömeceğim
Yorgunluğuma düşkün taraflar dargınlığımı bilrdiriyor mabet
Şu an bir şarkı olsa
Anlatmasam beni anlatsa
Ne şu an olur ne bu ne o an
Sıra bende kalem onda
Yine iş bizde belli şu an
Kainat ansızı içerir
Bunu bilmek rahattır
Şekil durur ışık biçemir
Yerinde olmak hayattır
Ölene kadar hibe her an ve ansız
Kıyametin ortasında zıplayarak
Göletleri geçiyor çoçuk
Oysa ne kinli bir yüzü var gülerken dahi
Oynamayı pek bilmiyor
Bir ağaca dokunmak istiyorum
Ilıktan hallice soğuk kabuğuna
Yürüdüğümü farkına varmak
Farkına varmak yaşamanın
Tekrardan ağlamak dertlendiğim vakitlerde
Açıp penceremi ılık rüzgarları karşılamak
Kes kolunu vaktin var buna
Peki kim kesmez o oklu vaktin sonunda
Düz, tepe ,yokuş ve herneyse vakit dahil
Ebediyet olsa dahi saçma, saçma ve saçmaya dahil
Naranciyeler sonra narlar çiçek açtı sokakta
Şimdi beni mavi bir gökyüzüne bıraksalar elimden tutmaları gerekir
Çünkü çoktan geçti yeniden uyanmanın mevsimi
Kadir taş oldu yağdı ya baştan aşağı saymadım
Saymadım alişverişteki rakamlar gibi
Gök vardı yer vardı görmesemde inanırdım
Kaybettiğim hiç bir oyuna kazanamadım bir daha denediğimde
Kubbeler dönüyordu yollar yapılıyordu yeni yeni
Romayı fetih etmemdi babamın hayallerini süsleyen
Annemin hayallerinde peygamber olmam vardı
Susmamalıydı belkide tipide dahi simitçi kardeşlerim gevrek simit var demeye devam edip
çağırmalıydı beni




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!