Perdenin ardında sanki bir haydut,
Ansızın hançeri çekecek gibi.
Eşikte gerinir azılı bir kurt,
Gözleri kanımı içecek gibi.
Bir tıkırtı holde ayak sesi var,
Aynada sıcacık kan lekesi var.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




yüreğine kalemine sağlık.tebriklerimle selam ve dua.
Karamsar bir pisikolojiyle yazılmış her kıtası o andaki ruh haline mazhar olmuş,şekil ve anlam yönünden çok güzel bir şiir tebrikler sayın hocam saygılarımla
HARİKASINIZ ALİ BEY, SİZİ KUTLUYORUM, YÜREĞİNİZE SAĞLIK.BİLAL ESEN.
Güzel imgeler bulmuşsunuz hatta öyle güçlü buldum ki, bu imgeler bana Necip Fazıl'ın şiirlerini hatırlattı.Çok başarılı buldum tebrik ederim.
Hayırlara gark olsun.
Karabasan bir rüyanın sonu hayırdır.
Müthiş güzel bir şiir.
Kaleminiz ve ilhamınız daim olsun.
Saygılarımla.
Evet üstadım çok güzel bir şiir bize okumak ve
sizi kutlamak kalmış.sevgi ve saygılarımla bayramınızı kutluyor Allah tekrarına kavuştursun
dileklerimle eyvallah diyorum.mustaf-sufist_05
Kim acep bu saat ipi gerdiren,
Devler mi delikten sinsice giren.
Önümde upuzun çürük merdiven,
Ayağımı atsam çökecek gibi.
Usulca aralar bir el perdeyi,
Kızıla boyarım siyah geceyi.
Çözemem nafile bu bilmeceyi,
Umarım sabaha geçecek gibi...
SAYIN HOCAM TÜM KALBİMLE KUTLUYORUM. USTACA KALEME ALINMIŞ OLDUKÇA ANLAMLI VE ETKİLEYİCİ BİR ÇALIŞMA. SAYGILAR...
Usulca aralar bir el perdeyi,
Kızıla boyarım siyah geceyi.
Çözemem nafile bu bilmeceyi,
Umarım sabaha geçecek gibi.
........................
Sabaha geçecek kabuslar olsun sadece bu dizeler...
Gerçekle rüya harman edilmiş mesaj doğmuş şiirde...
Artık bunu büyütüp büyütmemek her okuyanın engin düşüncelerine kalmış...
Değerli bir çalışmaydı ...
Saygılar...
Toprağa döküldü şimdi gözyaşım
Bir eski el silecek gibi
Meçhule yaftalı artık benliğim
Bir bıçak göğsümü dilecek gibi...
Macide ÖZCAN
(Bu kısmda benden olsun).
Tebrikler.Güzeldi.
hocam tebrikler harkulade bir şiir yoruma ihtiyacı olmayan
Kabus denince akla ilk gelen korkudur garip bir irkiliş ama siz kabusu öyle bir dille anlatmış ve şiirleştirmissinizki korkularla tatlı bir dille yüzleşme hesaplaşma gibi mükemmel..
Bu şiir ile ilgili 76 tane yorum bulunmakta