Gel gelelim sevdalara
Dönelim gökyüzüne hep beraber
Bir kuş seçelim, onu sevelim
Alınmaz ki meşe ağacı bizden
Sevdik mi tam severiz hem.
Versek elimizi birbirimize
Sevgisizliğin dayatıldığı topraklarda
Gizlice yazılmış bir aşk şiiri gibi.
Dizmeli yaşayan tüm leşleri önüne
Bağıra bağıra okumak gerek seni.
Kuraklığın baş gösterdiği topraklarda
Zaman da değiştirmiyor
Sert basılmış ayak izlerini.
Bir gülün kim bilir kaç yıl kıymeti vardır
Bambaşka topraklarda.
Örük saklayan bir delikanlıdan
Duydunuz mu hiç;
Papatya kokuyor saçların
Sesin, yağmur sesinden bile güzel.
Öyle güzel bakıyorsun ki bana
Tüm gökyüzü gözlerinde sanki.
Yağmur, çiseliyor hafiften hafiften
Şimdi saat seni sensizlik geçiyor
Bir belirsizlik damlıyor gözlerinden.
Saçların nereye savrulacağını bilmiyor.
Yüreğin ürkek bir ceylan gibi;
Belki sevmeye korkuyor,
Belki sevilmemeye...
Boş bir duraktayım şimdi
Hava kemiklerimi kırabildiğince soğuk.
Gökyüzü yalnız bir anne kadar kederli.
Adımlarımı sayıyorum
Bir oraya bir buraya.
Gözlerimin altı şiş.
Saçların dağıtsın rüzgarı
Gözlerin düşsün gövdemden
Mor menekselerin içinden geçerken
Karanlıktan aydınlığa
Tökezlesin küstah yürüyüşüyle
Geceyi gökyüzünden ayıran
Değer mi zamanın gölgesine
Küçük bir çocuğun tırnak izleri
Kalır mı bir ömür?
Sahi insan ne zaman ölür?
En son kimin ağladığını görür karşısında?
Kaç damla gözyaşı götürür,
Alnının çatında
Büyük bir zaferle geziyor
Küçük çocuk.
Gözleri başarabildiğinin nişanesi.
Saf yüreğinden en azgın dalgalara
Şimşek gibi,
Gözlerin için kaç güneş kurşuna dizilir.
Sesinin büyüsünden yoksun diyarlarda,
Söylesene kaç âlem eder bakışların.
Teninin sıcaklığı titretebilir mi,
Bozuk bir makineyi.
Ardından;
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!