uyandım bir hayvanın omurgasında
göğsümde yüzyılın ayak izi, o soğuk damga!
daha mavi bir yüzle öpülmek için
uyandım ki
suyun tadı vardı
karanlıkta kara bir desen
takla atan güvercinler ve çember
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Mehmet Sarı(Avustralya)beyin yorumuna katılıyorum.Artı 9 kişinin ortalaması 3,6 puan olan bir şiir nasıl ve neye göre günün şiiri ilan ediliyor..!
Saygı ile..
Günün şiiri panosunda, Betül DÜNDER'İN zarafet ziyafeti var; buyurun. İmge, simge melodi pek sardı beni.
1) Sözden kovulmuş sesler...
***Güzel bir buluş. Ninem gibi 'Boş gürültü.' dememiş.
2) Mor gülleri konuşturur toprak.
****Güllere güzel kokuyu, rengi toprak vermekte. Gül, bizlerle bu yüzden konuşabilmekte.
'Jim' başlıklı bu şiire, antoloji.com/da kayıtlı 'Eskimeyen Duruş' başlıklı şiirimin girişiyle eşlik etmek istiyorum:
'Bahar düğünü
'Gökte başlıyor yine; gümbürtüyle.
'Suskunluğunu erteleyen dere,
'Coşkuya neşe katıyor yine.
..............
..............
*Nadir ŞENER HATUNOĞLU: matematikçi-bilim uzmanı*
Bu şiirin adı 'yeniden doğuş' olsaydı daha iyi anlaşılacaktı belki.. Şiire gizem katılmak için dokuz takla atılmış!.. buna ne gerek var anlayamıyorum...Ben şiirin açık seçik olanını severim. Herkes okuduğunu güzelce anlamalı.. Elbet,şiiri şiir yapan bazı unsurlar da olacak,buna itirazım yok.. Gene de güzel buldum...Kutlarım.
Jin
uyandım bir hayvanın omurgasında
göğsümde yüzyılın ayak izi, o soğuk damga!
daha mavi bir yüzle öpülmek için
uyandım ki
suyun tadı vardı
karanlıkta kara bir desen
takla atan güvercinler ve çember
sesler duydum, sözden kovulmuş sesler
nasılsa henüz not vermiyor, dedim
güller
ben uyurken de bildim arayış nedir
sarı kadifeden bir elbise –hani yok!-
bildim nedir kargaşa
bir bulamamak…yüzünü…bıraktığın yerde
ben yokumdur yahut var
o müphem yalnızlık
mor gülleri konuşturan toprak
sesime dar, dedim
defnenin kendine bir orman aradığı doğrudur
ırmağın güzelleşmek için
köprüye ihtiyacı var
su durdu bunun için!
ben…uyandım
yazılan her kâğıt gibi
güneş ormandan kesildiğim yeri
göremeyecek kadar çocuktu,
dedim
Betül Dünder
Siirin devamini okumak ve degerlendirmek, isteyenler icin, buldum cikardim, saygimla...Huzurlu pazarlar cümleten...
Şiir durdu üstümde,akşam güneşi batana kadar. ve gölgeler yanlız kaldı,suratsız bir mavide dönene kadar.
Öte alemde,yine insan olarak dirilmeden hissesi olmıyanlar, bu alemde öldükten sonra, ya bir hayvanın kaburgasında,ya da bir bir böceğin bağırsaklarında dirilmeye çalışırlar.Nasıl bir dirilmeyse bu.Anlayan varsa beri gelsin.
Jin =Hayat demekmiş.Çincede de bir isimmiş.
Çok bilgiç havalarında olunca kahir ekseriyyetin anlamadığı şeyler yazacaksın,yazdığını kendin bile anlamayacaksın.
Çin işi mi cin işi mi?Düşünüp duracaksın.İyisi mi takma kafanı
Vesselam.:))
Belki güzel bir şiir. Ama şiir nerede? Yayımlayamadğımız bir şeyin başlığını yazıp g'günün şiiri' diye sunmak okurla alay etmektir. Bunu yapan yöneticileri ve şiiri okumuş gibi altına not düşenleri okura ve kendilerine saygılı olmaya çağırıyorum.
Belki iyi bir şiirdir ama nerde şiir? Yayınlayamadığın bir şiirin başlığını günün şiiri olarak okura sunmak okurla alay etmektir. Başta site yönetimini ve şiiri okumuş gibi yorum yazanları kınıyorum. Biraz kendinize ve topluma saygınız olsun.
'Jin' demek, Cin demekse ki; sözlük öyle söylüyor, Şaire hanım başlıkla hiç alakası olmayan bu muğlaklıklar ormanına benzeyen yazıyı niye kaleme aldı dersiniz? Valla ben sıhhatli bir alaka kuramadım. Zaten satırları da (mısralar mı diyecektik?) pek yoramadım.Bu fakir; İşin içinde cin şeytan varsa o semtten uzak kalmayı yeğleyenlerdendir!
Herkese hayırlı Pazarlar ve hayırlı çalışmalar.
Bu şiir ile ilgili 23 tane yorum bulunmakta