Sâdece iz düşmek için. Bir dönek daha doğrusu bir hain, nasıl düzele bilir. Bu anlamda Metin Fevzioglunun Tayyip Erdoğan'ı Ziyareti sonrası vermiş olduğu mesaja (çok umutluyum) itiraz ettiğimde bana hakaret dolusu bi cevap vermeye tenezzül etmişti. Bu akşam barolar birliği başkanı olarak yaptığı konuşmada ne kadar doğru tespitler de bulunduğunu teyit ettim. Ancak, dönemin başbakanı iken Tayyip Erdoğan'ın, Metin Fevzioglu'nun adli yıl açılışındaki konuşmasına, o dönemin cumhurbaşkanı nı bile hiçe sayarak çıkışmasını hatırlayaca, vatan partisinin bu gün ki tutumu ve Tayyip Erdoğan'ın bazı politikalarını desteklemesi bi çelişki mi? diye düşünüyorum. Burda da sayın Doğu Perincek "vatan savunması" diyor. Bu anlamda vatanı tanımlamak gerek. Vatan, toprak bütünlügünü korunmanın yanında kurum (anayasa mahkemesi, Yargıtay , ordu, tbmm,vs) ların ve kuruluşların tarafsızlığını yitirmeden çalışmasıdır da denilebilir. Toprak bütünlügünü korumada bu iktidar ege adalarını ve kayalıklarını koruyamamış, kurumların uyumunu yok etmiştir. Ülke insanlarının birbirine olan güvenini yok etmiştir. Bir de bu adamın eylemleri kurtuluş savaşı ile mukayese ediliyor... Bu, ne vahim bi durum. Bu anlamda Türk kurtuluş savaşı itibarsızlaştırılmıyor mu?
Zaman çok enteresan. Eğer ülke bir savaş halinde ise, o ülkenin cumhurbaşkanı, başkan olmak için mi mucadele eder, ülkenin bekasını sağlamak için mi uğraşır. " Yenikapı ruhu" diye uydurdukları bir ruhu, niye kendileri yok etti. Bu curuh sürüsü gerçek amaçlarını ülkeyi talan etmek olarak açıklamadı mı. "Babamın malı gibi satarım" diyen maliye bakanı bunların geberiklerinden biri değil mi?
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta