Ceza gürültüyle gelmedi.
Ne gök yarıldı
ne de yıldırım düştü.
Çünkü iktidar,
en ağır cezayı
sessizlikle verir.
Prometheus sabah uyandığında
yalnızdı.
Ama bu yalnızlık
öncekilere benzemezdi.
Bu, seçilmiş bir yalnızlık değildi artık;
dayatılmıştı.
Bir dağın gövdesine yaslanmıştı.
Dağ eskiydi,
insandan da tanrıdan da eski.
Taş, hüküm dinlemez.
Ama taş, yük taşır.
Zincir vardı.
Ama zinciri anlatmaya gerek yok.
Zincir, metal değildir;
zincir, geri dönüşsüzlüktür.
Tanrılar konuşmadı.
Çünkü konuşmak,
yaptığını savunmaktır.
Onlar savunmak istemedi.
Sadece örnek göstermek istediler.
“Bakın,” dediler sessizce,
“fazla yaklaşanın sonu budur.”
Ama hesap etmedikleri bir şey vardı:
Prometheus’un bedeni bağlıydı,
ama ateş artık serbestti.
Günler geçti.
Gece geldi.
Gece gitti.
Zaman,
Prometheus’un yanına uğradı
ama onunla konuşmadı.
Acı vardı.
Ama acıyı tarif etmeyeceğim.
Çünkü acı,
destanın merkezi değildir.
Acı,
otoritenin son argümanıdır.
Prometheus sustu.
Ama bu susuş
yenilgi değildi.
Bu,
sözü artık bedeniyle söylemekti.
Aşağıda,
insanlar ateşi çoğalttı.
Ocaklar kuruldu.
Diller çözüldü.
Masallar başladı.
Bazıları ateşi kutsadı.
Bazıları silah yaptı.
Bazıları unuttu
nereden geldiğini.
Ama hiçbiri
karanlığa geri dönemedi.
İşte tanrıların
asıl korkusu buydu.
Prometheus yukarı bakmadı artık.
Aşağı da bakmadı.
Çünkü yukarı
iktidardı,
aşağı
karmaşa.
O arada durdu.
Adı olan ama
yeri olmayan yerde.
Ve düşündü:
“Ben kazandım mı?”
Bu soru,
kahramanlara sorulmaz.
Bu soru,
bedel ödeyenlere sorulur.
Cevap net değildi.
Ama bir şey kesindi:
Ateş geri alınmamıştı.
Bir çocuk
bir gün ateş başında
karanlığa bakıp
korkmamayı öğrendi.
Bir kadın
ellerini ısıtırken
ilk kez sesini yükseltti.
Bir adam
geceyi kısaltıp
günü uzattı.
Prometheus bunları görmedi.
Ama bildi.
Çünkü bazı sonuçlar
görülmez,
devam eder.
Tanrılar sustu.
İnsanlar konuştu.
Ve dünya
ilk kez
iki sesli oldu.
İşte destan
burada bitmedi.
Ama burada bırakıldı.
Çünkü Prometheus
bir kurtarıcı değildi.
Bir öğretmen de değildi.
Bir peygamber hiç değildi.
O sadece
şunu yaptı:
Ateşi geri koymadı.
Ve bazen
bir destanı yazan şey
ne kazandığın
ne kaybettiğindir.
Bazen destan,
geri dönmemektir.
Kayıt Tarihi : 20.1.2026 02:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!