Yirmi üç yıl geçmiş
Urgan düğüm düğüm yuvarlak olalı
Deniz küstü canlar.
Deniz çıldırmıyor dostlar..
Deniz dalgalanmıyor.
Nasıl küsmez nasıl düşmez dik başı.
Unutmuşum bu yıl altı mayısı.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Sevgili güler,insana dair güzel ne varsa, şiirleriniz o kokuyor. Şiirlerinizin önemli bir kısmını okudum,okmumayada devam edeceğim.Sevgi, dostluk, barış,direniş, ne ararsanız var,güzel,coşkulu şiirlerinizde. sizi yürkten, en içten sevgi ve saygılarımla kutluyorum ve o güzel yüreğinizden öpüyorum.Güneş süzülüyor yüreğinizden, kaleminizden..+ antolojik..Kaleminiz daim olsun yeter dost..
yureginizden optum...
Çoğaldıkça korkacak karanlık
Unutmadıkça aydınlanacak gök yüzü.
unutmadık unutmayacağız.hele bir de böyle hatırlatanlar olursa.sağol dost.
Yüreğin, kalemin dert görmesin dostum..
Nezaman ki,
Kalemim
Geçer yüreğimin önüne;
Ne zaman ki,
Tükenir gözlerimde
Sulusepken anılar;
Bilmem kaç küsur yıl sonra,
Bir başka evrende de olsa,
Altı mayıslarda,
Beraber olacağız dostlar...
H Hikmet Esen
SU TV.de yarın anma programı var... Cellatlardan bir tanesinin ismini hatırlayan var mı, ya da onların isimlerini çocuklarına takan var mı, ya da o cellatlar için bir tek şarkı, türkü, ezgi söyleyen var mı arkalarından... İşte fark burada, mazlumların arkasından türküler dile gelir... Ölen kim... cellatlar mı, mazlumlar mı... Yüreğiniz burkulmasın, umudunuz incinmesin... Denizler ki son nefeslerinde bile söyleyeceklerini söylediler... '...Bitmedi daha sürüyor o kavga, sürecek, yer yüzü aşkın yüzü oluncaya dek...'
Güzel bir çalışma, Has bir emek
tek suçları Amerikan Emperyalizmine karşı çıkmak olan Tek söylemleri Kahrolsun Faşizm diyen canları asan düzen.
Üç fidandılar, Üç candılar, ve üç insandılar
23 sene dir her altı mayırta yürekler yanar kor olur etrafa yayılır yayılırda ne olur?
Güler bacım seni yürekten kutlarım kalemin hep yazsın diyorum
Benimde dün eklediğim bir şiirle yorumumu bitirmek istiyorum müsaadenle..
Altı Mayıs
Sabahın dördünde
Sessizlik var hücrelerinde
Düzen ferman buyurmuştur
Cellât uygulamada.
Ovada, dağda değil
Şehirde, şehrin orta yerinde
Bir Darağacı kurmuşlar.
Ve yağlı bir urgana ilmek yapmışlar
Mavi gökteki üç beyaz güvercini,
Yüreklerinden vurmuşlar.
Yürüdüler, alınları açık,
Başları dik
Yürüdüler Güneş’in sıcağına
Tükürerek Cellâdın yüzüne
Sürüterek prangalarını
Adım adım geldiler darağacına
Kaç bahar gördüler,
Kaç bayram yaşadılar kimbilir?
Üç fidandılar,
Üç selvi boylu
Üç mangal yürekli.
Üçüde Has insandılar
Milyonlarca candılar
Ferman büyük yerden
“Asacaksın ki eşkiyanın başını”
Diye sesler gelir derinden.
Üç yürek, aynı anda atan
Üç namlu, aynı anda dolan
Yüreklere sevgi salandılar.
Dağların kuytuluk bir yerinde
Çobanlar söyler, türkülerini, ağıtlarını
Fabrikada, grevdekiler marşlarını,
Trakya’da karpuz tarlasındaki ırgatlar,
söylerler hep bir ağızdan,
“Deniz mahkemeye düşmüş
Avukatı ben olaydım”diye
Dağda değil şehrin orta yerinde
Düştüler, düşürdüler
Üç güldüler, üç fidandılar
Üç ulu çınardılar, kökleri derinde.
Anneleri yorgun hasta
Yoldaşları yasta,
Düştüler ALTI MAYIS’ta.
01.07.1979
Mazlum Zengin
Bu gün altı mayıs
Güneş yine pırıl pırıl
Deniz yine deli dalgalı
Dağlar
Dağlar artık yeşermiş olmalı,
Mücadeleleri önünde sagı ile eğiliyorum,yüreğinize sağlık,güzel şiiriniz için tebrikler,sevgi ve selamlarımln.
İsa Tekin
Bu şiir ile ilgili 8 tane yorum bulunmakta