Kız olmadan kadın olduğunu zanneden,
Baba evinde para edecek bir mal,
Koca evinde karnı şişirilip
Sırtına semersiz yükler yüklenecek sessiz hamal,
Saçının teli sayısınca cehennem ateşiyle ödüllendirilmek için
Kısrak ayaklarından söktürülmüş sayısız nal…
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Kız olmadan kadın olduğunu zanneden,
Baba evinde para edecek bir mal,
Koca evinde karnı şişirilip
Sırtına semersiz yükler yüklenecek sessiz hamal,
Saçının teli sayısınca cehennem ateşiyle ödüllendirilmek için
Kısrak ayaklarından söktürülmüş sayısız nal…
Kaleminiz hep yazan,yüreğiniz ilham dolu olsun GüzelliklereÜstadım;
Tepkisel yönü ağır basan güzel çalışmanızı beğenerek okudum.. çok güzeldi..
Saygın kaleminizi ve sevgi dolu yüreğinizi kutluyorum. Saygılar.Tam puan 10.
Bir 'Medine ' şiirine baktım bir 'Kısrak ayaklarından söktürülmüş sayısız nal' tanımlamalı İsyan şiirine. Süphanallah çektim.
'Medine' şiiri bunun altında mı kalmıştı, yoksa 'İsyan isteyen şiir' Medine şiirinin üzerine mi yücelmişti.
Birincideki isyan istemlerin üstelikte sığ istemlerin olumlattırılması ile sınırlanmıştı. Yaşamın gayesi sala salat ve kutsal dualar arasına sıkıştırılı vermişti. Kos koca bir yaşam kişiler ve toplumsal sosyal çelişkiler görülmezden gelinmişti.
Ya bu öyle mi ya? Devasa bir altın oran vuruş. kaideleri yontulaşmış; kör kör parmağım gözünüze kabilinde gözlere sokulmuş.
Muhteşem bir anlatım, muhteşem bir anlam, heyula doğrusu.
Çok övünçlü yazabilirim ama üstü kuruş olur...
Erdemle
Tamay hoca sen isyanını haykırıyorsun..Ama koca medya ne yazık ki.bu cins cahilliklere,kötülüklere açık, yalnızca seyrediyorlar.. Ve kadınlarımız eziliyorlar.Aslında bütün insanlarımız eziliyorlar da farkında değiller. Belki farkındalar da sebebini bilmiyorlar.. Sebebini sen ben biliyoruz .. Cahillik, cahillik.. (ERCEY)
Allah’ı anlamadan secdelere yapıştın
İnandın olmadık her safsataya
Haydi şimdi biraz da bana inan
İnsansan
İsyan istiyorum senden
Kocaman bir İSYAN.
Çok çarpıcı sözlerle yazılmış, kadını anlatan muhteşem bir şiirdi...
Sevgili Tamay kocaman yüreğine sağlık...içtenlikle kutluyorum emeğini duyarlı yüreğine sağlık...
sevgilerimle.
...
Boynuna bağlanmış, 'kaderindir' gerekçeli, yumak halindeki düğümü çözebilse, er korkusu-erkek korkusu olmadan 'evet isyan' diyecek ve isyan ateşiyle de bütün saltanat koltuklarını saman alevine çevirecektir ama işte o korku ....
Şiir anlamının ötesinde de müthiş etkileyici dizeleri ile bir isyan şiiri...
Kutluyorum içtenlikle sayın Tamay Önal Polat....
İnsansan
İsyan istiyorum senden
Kocaman bir İSYAN.
-----
işte bu sevgili Tamay özetle budur kadının yeri
ne isyanı? baksana kazanılmış haklarını bile elinde tutamıyor gönüllü geri veriyor nerdeyse yüzüne peçe takarak dördüncü kadın olmaya arkadan hala yürümeye gönüllü
ellerine sağlık kalemin hiç kırılmazsın
tam puanla
İnsansan
İsyan istiyorum senden
Kocaman bir İSYAN.
Sevgili Tamay duyarlı yüreğine sağlık...
Zaten ne zaman kadın isyan ederse
o zaman kıymete binecek herhalde...
Kutluyorum emeğini...Sevgiler güzel yüreğine...
sorgu ve kaygı...
yaşanmışlıklar ve yaşananlar...
anlamlı olduğu kadar mesaj yükü ile de etkin bir eser....
saygılar kaleminize...
Aslında ne kadar büyük bir İSYAN taşıdıklarının farkına çok geç varıyorlar. Neleri kaybettiklerini çok geç anlıyorlar. Neden mi?...Çünkü onlar yaşamı bilmiyorlar. Hayatı öğrenmeden, gözleri açılmadan yularlanıyorlar. Ve öyle bir zumzuklanıyorki sırtları nefes bile alınmasına müsade etmiyorlar...
Övünenler, sahiplenenler, pay çıkaranlar, harcayanlar..Onlar öğrettiler harcanması gerekenleri. Şimdi ise....
Çok güzeldi.
Bu şiir ile ilgili 9 tane yorum bulunmakta