Şaha kalkmış atlar dörtnala vurmuş tırmanırken sisli dağın yamaçlarına,
damarlarında hüzün akıtan feryatlarla inim inim inliyor geniş gedikleri dağların..
Özgürlüğü anlatan kuşlar cıvıldayarak konuyorken ağacın umutsuz dallarına,
dans ediyordu usul usul sen kokan rüzgarla sevişen yaprakları ağaçların..
Yukardan aşağı doğru kaynar sular taşıyan kızıl bir ırmak, santim santim ufalıyorum, direndikçe pes ediyorum, şimdi akabildiğince ak..
o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…
Devamını Oku
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…



