Eskinin çarşısında, ne mallar bulunurdu,
Emeğin temsilcisi, orak-çekiç dediler,
Hakları gasp edenden, böyle hak sorulurdu,
Kepçede el değişti, sonra onlar yediler,
Tahâkkûm orağında, eskiden çekiç vardı,
Şimdi istipdat büyük, balyoz işe yarardı,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Kutluyorum.
Erdemle.
Ustam bize tek saygı ile okumak kalmış, ne yorumu...kutluyorum, saygılar
Bütün beşer didişir, menfaat meydanında,
Îmanlar zaaf buldu, riya oldu sonuda,
Sahipsiz mal bulunsa, gasp edilir ânında,
Hak-bâtıl yer değişti, hakkı onlar yediler.
Bedri abi çok derin manalar ifade eden şiirinizi ve sizi tebrik ediyorum Yazdıklarınızı
aynen bende tasdik ediyorum malesef önce
mücahit geçinenler sonradan mütahit olmaya başladı yazan kaleminizi ve imanlı yüreğinizi
en kalbi selamlarımla selamlıyorum tam puan
Fazla söz fazla gelir.Tek kelimeyle
M U H T E Ş E M
Bir şiir okudum usta kalemden.
KUTLUYORUM.
Tam puan ve de saygılarımla......halilşakir
Aslolan Allah inancı, korkusu ve imandır.Bunlar olmadı mı kim hangi makam ve mevkide olursa olsun gücü kendi ve çevresinin çıkarı için kullanır.Sağolunuz Hocam.Şükrü Topallar
BU GÜN ALLAH İÇİN NE YAPTIN?-hz Ömer
hiç bir şey yapamadıysak ,mutlaka ziyan edenlerden olmuşuzdur.Bu iman cephesinde de aynidir. dünya cephesinde de,önemli olan hayırlı ve toplum yarararına yapılacak işlerde beri durmamaktır.Birileri şerli işlerle bu ülkenin temeline dinamit koymaya çalışıyorsa,öbürleride fitili söndürmeye ve bu yanlışları düzeltmeye memurdurlar.Heleki bu oluşumlar aziz bildiğimiz devletimizin tepesinde meydana geliyorsa.Mutlaka millet olarak bunu telafi etmenin yolunu bulmamız gerekiyor.Kimi kaleminle kimi cübbesinle, kimi üniformasınla, en önemliside hukukla bunların üstesinden gelmemiz gerekiyor.Yoksa hiç bir şey yapmadan bir kenarda oturup Tevekkel teal ALLaH demekle kendimizi kandırırız.Sen çapala çalış ek ki bir şeyler.Görelim mevlam neyler ,düşüncesiyle hareket etmemiz gerekiryor.
Değerli üstadım bu anlamlı ve güzel şiirinizi bu bağlamda değerlendiriyorum.Müslümanı yılan bir yerinden ısırır, ayni yerden onlarca kere ısırdı mı durup düşünmek gerek.
selam ve dualrımla
Ben hep Allah'ın sevgisinden uzak olmak istemeyen bir insanın, hiç kimseya kötü bakmayacağını, kimseye haksızlık ve zulüm yapmayacağını iddia ederim. Hepimiz nefs taşıyoruz.Elbette zaman zaman yanlışların ve hataların içine düşüyor ve bazan da haksızlıklar yapıyoruz. Ama tüm bunlar insani olan davranışlardır.Önemli olanın bu yanlışların ayırdına vardığımızda özür ve af dilemesini bilmek yapılmış olan haksızlığı telafi yoluna gitmektir.
Yaratılmış olunan her mahluk (İnsan da dahil) Bu dünyaya bir görev ile gönderilmiştir ve bu görevini ifa etmekle mükelleftir. Bu açıdan bakılırsa eğer Fiavun da, Nemrud da, Ebu Cehil de görevlerini yapıp çekip gitmişlerdir bu dünyadan. Günümüzün Firavun ve Ebu Cehil'leri de kendilerine biçilmiş olunan görevleri yapıyor. Onlara kızmaktansa acımak lazım gelir bana göre. Ne kadar fakir ve zavallı olduklarının ayırdına varabilmeleri için Allah onlara da akıl nimetini vermiştir ama bunlar onu kendi nefislerinin onları yönlendirdiği taraflarda kullanarak kendilerini heba etmekteler.
Kim ne yaparsa öncek endisine yapıyor son tahlilde. Hiç kimse kimseye asla zarar veremiyor. Pratikte öyle bile görünüyor olsa sonucun zarar görenin lehine olacağı kesin bir gerçek...
Ders niteliğinde şiiriniz, hocam. Tebrik ve takdirlerimi iletiyorum.Selam ve sevgiyle...
anlam yüklü şiiriniz için sizi kutluyorum. yüreğinize sağlık..
Ağabey...
Siz yazdıkça benim ant.listemde kabarıyor sayenizde..Bu şiiriniz de orda.Tebriklerimle ellerinizden öpüyorum..kalınız sağlıcakla
Eskinin çarşısında, ne mallar bulunurdu,
Emeğin temsilcisi, orak-çekiç dediler,
Hakları gasp edenden, böyle hak sorulurdu,
Kepçede el değişti, sonra onlar yediler,
Tahâkkûm orağında, eskiden çekiç vardı,
Şimdi istipdat büyük, balyoz işe yarardı,
Takdirsiz zafer olmaz, hakka bunlar zarardı,
Çekiç-balyoz değişti, kahrı onlar yediler.
Bütün beşer didişir, menfaat meydanında,
Îmanlar zaaf buldu, riya oldu sonuda,
Sahipsiz mal bulunsa, gasp edilir ânında,
Hak-bâtıl yer değişti, hakkı onlar yediler.
Asr-ı saadet vardı, adalet getirmişti,
Daha sonra bin sene, kavgayı bitirmişti
Şanlı ordu, düşmana; tebrikler dedirtmişti,
Gafletten el değişti, şânı bunlar yediler.
Okumaktan haz duydum harikaydı ANT+10
Bu şiir ile ilgili 33 tane yorum bulunmakta