Pencereden dışarı bakarken, yağmur yağsa da seyretsem diyordum.
Yağsaydı ne olurdu? Yâda beni nerelere sürüklerdi? Diye düşünürken sesimi duymuşçasına çiselemeye başlamıştı… Düşüncelerimle yan yana, sokaktaki ahmak ıslatan damlalara karışıp şöyle bir hayalen dolaştım.
Sonra, odaya sessizliği çağırıp, suskun ama bir okadar dolu yüreğimle bin bir özleme koştum.
Dün akşam saatlerinde yine bu şehirdeydi. Sokağa çıkıp ıslanmak içimden geçmişti. Ama sonra camdan seyretmek istedim. Tane tane camımı tıklatan damlalarda özümdeki bene kulak verdim. ”Yağmurun bendeki yeri nedir? diye
Dışarıda yağmurun kendine has sadeliği vardı. Bir melodi gibi kulaklarımdan süzülüp, duygularımı çağırıyor, içimdeki bin bir özlemleri depreştiriyor, adeta o an beni kamçılıyordu…
1941 baharında
saat on beş.
Merdivenlerin üstünde güneş
yorgunluk ve telâş
Bir adam




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta